|
07 - HASAN HÜSAMEDDİN
UŞAKİ (Rahmetullahi Aleyh)
Kabir ziyareti
Hüsameddin Uşaki, bir
Allah adamıdır.
Sülalesi, hazret-i
Hüseyin'e dayanır.
Rüyada kendisine,
(Ahmed-i Semerkandi,
Hazretlerine varıp, ona
tâbi ol) dendi.
Vardı o büyük zata, bu
işaret üzere.
Huzurunda kavuştu,
yüksek derecelere.
Ahmed-i Semerkandi,
göçünce bu dünyadan,
Onun yerine geçip,
yetiştirdi çok insan.
Daha sonra gelerek,
yerleşti İstanbul'a.
Bir de dergah yapıldı
Padişah fermanıyla.
Kasımpaşa semtinde
yapılmıştı bu dergah.
Bu işle, bizatihi
ilgilendi Padişah.
Adı Ali Efendi olan bir
kimse vardı.
Kasımpaşa semtinde misk
ve amber satardı.
Kokuları tartarken Ali
Efendi, fakat,
Hak geçmesin diye de,
ederdi fazla dikkat.
Bir yıl Ali Efendi,
Haccı eda etmeye,
Memleketinden çıkıp,
gidiverdi Mekke'ye.
Resulullah'ı dahi,
ziyaret etmek için,
Medine'ye gitmeyi çok
istedi velakin.
Ayağında ani bir
hastalık olduğundan,
Ziyaret edemeyip, mahrum
oldu o bundan.
Velakin bu dert onu,
yiyip bitiriyordu.
Bir yandan ayakları
ızdırap veriyordu.
Resulullahı gördü
rüyasında bir gece.
O Server, kendisine
buyurdu ki şöylece:
(Ya Ali, hiç üzülme,
evine eyle avdet.
Evladım Uşaki'nin,
kabrini et ziyaret.)
Bu manevi emirle, döndü
memleketine.
Hazret-i Uşaki'nin vardı
hemen kabrine.
Artık Ali Efendi, hergün
işe giderken,
Hazret-i Uşaki’ye,
okuyordu erkenden.
Her gün bu ziyareti
yaparak bizatihi,
Manevi derecesi,
yükseldi onun dahi.
Bu zat buyuruyor ki:
(Bir hayaldir bu dünya.
Yani bir görüntüdür,
yahut kısa bir rüya.
Aynada görüntünün olması
için dahi,
Bir aslının olması lazım
gelir tabii.
İşte o asıllar da,
Cennette bulunurlar.
Dünyadaki her şeyin,
Cennette bir aslı var.
Cennet nimetlerinin,
dünyadaki hayali,
Dinin emirleridir,
namaz, oruç misali.
Keza Cehennemin de,
misali var dünyada.
İçki, kumar misali
haramlardır, bunlar da.)
Bir gün de buyurdu ki:
(Çocuklar emanettir.
Babanın vazifesi, ona
din öğretmektir.
Nasıl ki mesul ise,
sürüsünden her çoban,
Siz dahi mesulsünüz,
çoluk çocuğunuzdan.
Emanete hiyanet
olmayacağı gibi,
Onlara, dinlerini
öğretmeli tabii.) |