|
05 - HIZIR ÇELEBİ
(Rahmetullahi Aleyh)
Padişahı sevindirdi
Fatih Sultan Mehmed Han
zamanında yetişen,
Âlim olup, tahsile
başladı çok küçükken.
Babası Celaleddin, âlim
bir zattı yine.
Onun ile başladı, ilk
ilim tahsiline.
Sonra Molla Yegan’ın
takip edip dersini,
Zahiri ilimlerin tahsil
etti hepsini.
Öyle ki, her ilimde
olmuş idi bir deha.
Fenari’den sonra da, eşi
yoktu bir daha.
Fatih Sultan devrinde,
biri gelip Mekke'den,
Bazı dini sualler
sormuştu âlimlerden.
Zamanın uleması cevap
verdilerse de,
Pek tatmin olamadı gelen
kimse yine de.
Çok üzülen Padişah,
vezirlere dönerek,
Dedi: (Yok mu ülkemde,
buna cevap verecek?)
Vezirler, her tarafı
aradılar durdular.
En son Sivrihisar'da,
(Hızır Bey)i buldular.
Getirdiler acele, aynı
gün Padişaha.
Otuz yaşında idi Hızır
Bey henüz daha.
Asker kıyafetiyle gelmiş
idi o günde.
Alaylı güldü o zat,
Hızır’ı gördüğünde.
Sordu suallerini,
istihza eyleyerek.
Cevapladı Hızır Bey, ne
sorduysa tek be tek.
Daha sonra Hızır Bey,
başladı suallere.
Lakin o zat, cevaptan
aciz kaldı bu kere.
Dedi ki: (Çok mükemmel
bir zeka ve hafıza.
Biz onun karşısında,
imkan yok durmamıza.)
Hızır Bey, Padişahı
sevindirdi o günü.
Fetheyledi böylece, onun
mahzun gönlünü.
Padişah, Hızır Bey'e
buyurdu ki: (Evladım!
Sevindim, seni dahi
sevindirsin Allah'ım.)
Bazı medreselerin
müderrisliğini de
Hızır Bey’in emrine
verdi Sultan o günde.
Ne zaman ki İstanbul
alınınca Bizans'tan,
Onu hem, İstanbul’da
kadı yaptı o zaman.
Hızır Bey buyurdu ki bir
gün sevdiklerine:
(Farzdır emr-i bil maruf
her mümin üzerine.
Ya bir söz söyleyerek,
ya bir kitap vererek,
Mutlaka bu hizmete
iştirak etmek gerek.
Bir yerde emr-i maruf
terk edilirse eğer,
Başa, en kötüleri geçip
idare eder.
Biz de emr-i marufu terk
edersek, elbette,
Çok sıkıntı çekeriz,
dünya ve ahirette.
Cehennemde çok çetin
acılar var, ateş var.
Kolay değil, bir ateş
düştüğü yeri yakar.
Ateş kelimesini, kolay
gelir söylemek.
Ama bilmelidir ki, acısı
çetindir pek.
Bu hususta kendine
güvenen varsa eğer,
Parmağının ucunu,
birazcık yaksın, yeter.
Bir kibrit alevinde,
deneyin bir kez bunu.
O zaman anlarsınız ateş
ne olduğunu.) |