|
03 - HAYYAT-I VEHBİ
(Rahmetullahi Aleyh)
Dünya için Allah demem
Dedi ki: (Ey Efendim,
aslı nedir bu işin?
Ben asla Allah demem,
dünyalık bir şey için.)
Buyurdu ki: (Bu sözün,
ne hoş ve mübarektir.
Benim dahi muradım, bunu
temin etmektir.
Benim bu teklifime,
(Evet) dersen sen hemen,
Dünya muhabbetinden
kurtulursun tamamen.
Bu, öyle bir nimet ki,
benzeri yoktur daha.
Dünyadan uzaklaşıp,
yaklaşırsın Allah'a.
Sen bu güzel sözünle
isbat ettin kendini.
Mübarek olsun sana, uzat
şimdi elini.)
Bir himmet nazarıyla,
bakıp ona gönülden,
Çok yüksek bir makama
yükseltti onu hemen.
Değişti Terzi Baba o
anda birden bire.
Kavuştu çok kıymetli,
manevi nimetlere.
Abdullah-i Mekki’nin bu
himmetli nazarı,
Bir anda yükseklere
çekti o bahtiyarı.
Bir kaç gün daha kalıp
yanında, en nihayet,
Verdi Terzi Baba’ya o
gün mutlak icazet.
O günden itibaren, girdi
başka bir hale.
Zira o, tasavvufta
ermişti tam kemale.
Manevi ilimlerin
deryasına dalmıştı.
Artık o, büyük âlim,
yüksek veli olmuştu.
Her konuştuğu hikmet,
ibretti her bakışı.
Değişmişti bir anda onun
hayat akışı.
İnsanlar da bu hali,
başladı fark etmeye.
Gelmeye başladılar ondan
istifadeye.
Sohbetini dinleyen,
kendinden geçiyordu.
Bu dünyadan soğuyup,
Hakk’a yaklaşıyordu.
Gelen, hayran olurdu
onun yüksek haline.
Zira nur saçıyordu, o
herkesin kalbine.
Ziyaretçi sayısı, gün be
gün artıyordu.
Bazıları bu işe, mana
veremiyordu.
Hakkında dedikodu
başladı en nihayet.
Zira kötü insanlar, o
gün de vardı elbet.
Derlerdi: (Bildiğimiz,
şu cahil Terzi Baba,
Halk, niçin akın akın
ona gider acaba?)
Önce, yalnız cahiller
söylerdi böyle, ancak,
Sonra okumuşlar da etti
buna iştirak.
Bazı ilim ehli de
katılınca onlara,
Erzincan'ın müftüsü,
şöyle dedi onlara:
(İmtihana çekelim,
çağırıp kendisini.
İyice anlayalım, bir şey
bilmediğini.
Deriz ki: Terzi Baba,
habersizdir ilimden.
Gitmesin kimse ona, bu
günden itibaren)
Bir haber gönderdi ki,
sonra Terzi Baba’ya,
(Filan gün ve saatte
lütfen gelin buraya.)
O imtihan günü de gelmiş
idi nihayet.
Terzi Baba, davete, etti
o gün icabet. |