|
02
- İMAM-I RABBANİ
(Kuddise Sirruh)
Kalbin
hastalığı
Bin hicri senesinde gelen
bir evliyadır.
Mektubat kitabında
nasihatları vardır.
Bir yerde buyurur ki:
(Allahü teâlânın,
Sevgisine kavuşmak isteyen
bir insanın,
Önce, itikadını düzeltmesi
lazımdır.
Sonra fıkıh öğrenip,
bunları yapmalıdır.
Sonra yapılacak iş,
kavuşmaktır ihlasa.
Kalbi temizlemektir
masivadan hülasa.
Bir kalp ki, tutulmuşsa
Sahibinden gayriye,
O kalp hasta demektir,
muhtaçtır tedaviye.
Hatta kurtulmadıkça, kalp
bu hastalığından,
Hiç hakiki imana kavuşamaz
o insan.
Yani islamiyet’e mütabaat
güçleşir.
Farzı yapmak zahmetli,
haramlar tatlı gelir.
Kalbin bu hastalığa
yakalanmasına hep,
Nefsin arzularına,
uymaktır asıl sebep.
Nefis, Hak teâlâya
düşmandır, hem de fazla.
Ona ibadet etmek arzu
etmez o asla.
Nefis, haddi zatında
kendine de düşmandır.
İnsana haramları
işletmekten zevk alır.
Bu adi zevklerine
kavuşabilmek için,
Hatta dinsiz, imansız
olmayı ister ilkin.
Kötü kimseler ile, yaparak
arkadaşlık,
Dinden, islamiyet’ten
uzaklaşır o artık.
Mezhepsiz kimselerin
kitaplarını hatta,
Okuyup, kalbi dahi
kararır, olur hasta.
Eğer islamiyet’e uyarsa
bir kimse tam,
Kalbi, bu hastalıktan
kurtulur, olur sağlam.
Hatta islamiyet’e ittiba
eyledikçe,
Nefis gıdasız kalıp,
zayıflaşır gittikçe.)
Yine bir mektubunda
buyurdu ki bu veli:
(Bir Müslüman, gönlünü
ahirete vermeli.
Hem dine, hem dünyaya
düşkünlük iyi olmaz.
İki zıd şey, bir kalpte,
birlikte bulunamaz.
Hele dünyalık için,
ahiretini vermek,
Akıllı bir insana yakışır
iş değil pek.
Bizim büyüklerimiz,
bid’atten kaçındılar.
Haram ve günahtan da, pek
şiddetle kaçtılar.
Resul'ün sünnetine
sarıldılar her işte.
Bizim bu yolumuzun esası
budur işte.
Bir Allah adamına
kavuşursa bir kişi,
Onun yaptığı gibi, yapar
artık her işi.
Kalbini, o büyüğün kalbine
bağlayarak,
Temizlenir, nurlanır ondan
feyiz alarak.
Onun teveccühüyle, kalbi
ve her hücresi,
Allah’ı zikre başlar,
imana gelir nefsi.
Ve öyle tutulur ki, o,
ilahi bir aşka,
Hiçbir şey düşünemez, Hak
teâlâdan başka.
Bin sene düşünse ve
uğraşsa da o yine,
Allah’tan gayri bir şey,
getiremez kalbine.
Her a’zası, islama uygun
eder hareket.
Akar her an kalbine,
feyiz, nur ve bereket.
Hiç işleyemez olur bir
günah, hatta çok az.
Bu, öyle bir nimet ki,
herkese nasib olmaz.)
|