|
02
- İMAM-I RABBANİ
(Kuddise Sirruh)
Tövbe ve
istiğfar
Muhammed Murad adlı
birine, mektubunda,
Şöyle etti nasihat (haramlar)
hususunda:
(Kıymetli dostlarımın, bu
dünyanın tadına,
Çekici, cazibeli, süslü
günahlarına,
Aldanmış olmasından, çok
fazla korkuyorum.
Gaflet etmelerine, pek çok
üzülüyorum.
Şeytanın dürtmesiyle,
ayrılıp mubahlardan,
Şüpheli ve harama
uzanacaklarından,
Sahibimize karşı utanacak
bir hale,
Düşeceklerinden de,
sıkılıyorum öyle.
Tövbe ve istiğfara, çok
devam etmelidir.
Haramlar, öldürücü zehir
bilinmelidir.
Sana söyleyeceğim tek
sözüm yalnız şudur.
Çocuksun, yolun ise bir
hayli korkuludur.
Hak teâlâ bizlere, çok
acıdığı için,
Çok şeyi mubah etmiş,
vermiştir ruhsat, izin.
Ve lakin ruhu hasta, kalbi
bozuk olanlar,
Mubahlarla doymayıp, hudut
tanımayanlar,
Haram ve şüpheliye malesef
el uzatır.
Böyle kullar, ne bedbaht
ve ne çok zavallıdır.
İslamın hududunu gözetip
ince ince,
Buradan dışarıya taşmamalı
böylece.
Alışkanlık üzere, vardır
çok namaz kılan.
Fakat az, hem pek azdır,
bu hududu kollayan.
Doğru, halis olarak ibadet
edenleri,
Bozuk olanlarından ayıran
farkın biri,
Allah’ın her emrini,
harfiyen gözetmektir.
Hududu aşmamaya, itina
göstermektir.
Çünkü namaz ve oruç eda
olunduğunda,
Görünüşte, aynıdır halis
ve bozuğu da.
Zira Peygamberimiz şöyle
buyurmaktadır:
(Dininizin direği, temeli
bu vera’dır.)
Ve yine hadisinde o
Allah’ın Habibi,
Buyurdu ki: (Hiçbir
şey, olamaz vera gibi.)
Bu kıymetli ömrümüz,
kusurla, kabahatla,
Geçiyor, tükeniyor her gün
günah yapmakla.
Bunun için tövbeden,
istiğfar eylemekten,
Konuşmamız hoş olur, Hakka
boyun bükmekten.
Zira Nur suresinde buyurdu
ki Rabbimiz:
(Ancak, tövbe etmekle
kurtulabilirsiniz.)
Ve En’am suresinde, etti
ki emr-ü ferman:
(Sakının gizli açık, her
türlü günahlardan.)
Herkese farz-ı ayndır
günaha tövbe etmek.
Hiç kimse kurtulamaz,
tövbeden, kadın erkek.
Nasıl kurtulurlar ki bu
tövbeden insanlar,
Peygamberler ederdi, hem
de tövbe, istiğfar.
Bütün Peygamberlerin sonu
ve en yükseği,
Olan Resulullah da yapardı
bu tövbeyi.
Allahü teâlâdan utanıp
sıkılarak,
Af dilemek gerekir,
gözyaşı akıtarak.
Ve farzlardan birini,
özürsüz terk ettiyse,
Onun da, kazasını
yapmalıdır o kimse.
Kul hakkı da var ise,
ödeyip helallaşmak,
Ve dua etmek ile kurtulur
ondan ancak.)
|