ŞİİRLERLE MENKIBELER

BÜYÜK İMÂMLAR

 

1.Cild

  Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

02 - İMAM-I RABBANİ (Kuddise Sirruh)

Sözün özü şudur ki

 

İmam-ı Rabbani’nin, Mektubat kitabında,

Şöyle buyuruluyor (Hubb-u dünya) hakkında:

 

(Kardeşim, insanları, elbette Hak teâlâ,

Sırf yemek içmek için göndermedi dünyaya.

 

Sevdiğimiz şeylerle oynayıp, mal toplamak,

Ve sırf keyif sürmeye gelmedik biz muhakkak.

 

İnsan, Rabbine karşı, her an acizliğini,

Muhtaç, zavallı olup, gücü yetmezliğini,

 

Göstermek maksadıyla, dünyaya gelmektedir.

Zaten Rabbine karşı kulluk da bu demektir.

 

Ve lakin bu kulluk da, yalnız Resulullahın,

İzin verdiği gibi olmalıdır bi hakkın.

 

Onun emretmediği riyazet, mücahede,

Hepsi, zarar ziyandır faideden ziyade.

 

Nefse ağır gelse de o işler yapılınca,

Yine de zararlıdır Ona uyulmayınca.

 

Ehl-i sünnet denilen islam âlimlerinin,

Bildirdiğine göre bir iman lazım ilkin.

 

İman ve itikadı sağlam ettikten sonra,

Emir ve yasaklara uymaya gelir sıra.

 

İlim, amelden sonra, lazımdır bir de ihlas.

Azaptan kurtulmak da, bununla olur esas.

 

(İhlas), temiz etmek ve pislikten arınmaktır.

Yani her yaptığını, Allah için yapmaktır.

 

Sözün özü şudur ki, ahirette kurtulmak,

Doğru iman ve halis amelle olur ancak.

 

Oğlum, dünyada kalmak zamanı pek kısadır.

Çoğu boş yere geçti, kalan ise pek azdır.

 

Ahiret, dünya gibi olmayıp hiç muvakkat,

Ebedidir, sonsuzdur, oradır asıl hayat.

 

Orada iki yer var, Cennet ile Cehennem.

Bunların ikisi de mevcutlardır şimdi hem.

 

Her kimin, hangisine gideceği de yine,

Bağlıdır dünyadaki yaptığı işlerine.

 

Ya sonsuz bir saadet, ya ebedi bir elem.

Bunları haber verdi bizlere Fahr-i âlem.

 

Aklı olan, durmadan çalışması lazımdır.

Zira hiç dayanılmaz, azaplar pek acıdır.

 

Ey oğlum, ömrümüzün en kıymetli zamanı,

Boşa geçip, geriye kaldı kısa bir anı.

 

En verimli günleri, Rabbin düşmanı olan,

Nefsin isteklerini yapmakla geçti her an.

 

Geriye, ömrümüzün en kıymetsiz, verimsiz,

Bir zamanı kaldı ki, ne iş yapabiliriz?

 

Keşke gençlik çağında yapılsaydı ibadet.

Yarın mahşer gününde, olmazdı tasa ve dert.

 

Zararın neresinden dönülse, yine kârdır.

Zira kurtuluş için, bu fırsat elde vardır.

 

Gençlikte kaçırılan nimeti, hiç olmazsa,

Şimdi yakalamaya çalışmalı hülasa.

 

Kısa bir sıkıntıyla, az bir amelle, yine,

Kavuşmak mümkün olur Cennet nimetlerine.

 

Gençlikte yaptığımız çirkin, fena fiiller,

Tövbe ve gözyaşiyle affedilebilirler.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan