|
02
- İMAM-I RABBANİ
(Kuddise Sirruh)
Farzlar ve nafileler
İmam-ı Rabbani’nin
Mektubat kitabında,
Şöyle buyuruluyor
Nafileler babında:
(Allah’ın sevgisine,
insanı kavuşturan,
Farzlar ve nafileler
vardır ki dinde şu an,
Çok büyüktür bilhassa (Farz)ın
ehemmiyeti.
Hiç kalır farz yanında,
nafilenin kıymeti.
Bir farz, vakti içinde
yapılırsa ihlasla,
Bin sene nafileden
sevaptır daha fazla.
İster namaz ve oruç,
isterse zikir, fikir,
Herhangi bir nafile olsa
da, yine birdir.
Hatta farz içindeki
sünnet veya bir edep,
Gözetilse, bunun da ecri
çoktur yine hep.
Bir gün hazret-i Ömer,
bir sabah namazını,
Cemaatle kılarak,
gözetti Eshabını.
Lakin göremeyince birini
o saatte,
Buyurdu: (Filan kimse,
yok mudur cemaatte?)
Dediler: (Geceleri, o
ibadet yapar hep.
Belki şimdi uykuya
dalmıştır bundan sebep.)
Buyurdu ki: (Keşke o,
gece hep uyusaydı.
Ve sabah namazını
cemaatle kılsaydı.)
Yani islamiyet’te, bir
edebi gözetmek,
Tenzihi olsa bile, bir
mekruhu terk etmek,
Bütün nafilelerden, daha
faidelidir.
Tahrimi mekruhları,
artık düşünmelidir.
Evet, farzlar yapılır,
haramdan kaçılırsa,
Ve bütün mekruhlardan,
tamam sakınılırsa,
O zaman, nafileyi yapmak
da güzel olur.
Eğer böyle olmazsa, hiç
bir kıymeti yoktur.
Mesela bir müslüman,
yarım gümüş alarak,
Bir müslüman fakire,
verse (zekat)
olarak,
Dağlar kadar altını,
nafile niyetiyle,
Dağıtmaktan, kat be kat
iyidir hatta bile.
Çünkü zekat, islamın
farzlarından biridir.
Yani Hak teâlânın bize
mühim emridir.
Nafile sadaka ve
hayratın çoğu ise,
Çok defa riya olup,
tatlı, hoş gelir nefse.)
Ve yine buyurdu ki:
(Allah’ın rızasına,
Kavuşabilmek için, amel
lazım insana.
Amelin de, doğru ve
düzgün olması için,
Emir ve yasakları
öğrenmek lazım ilkin.
Mesela namaz oruç, hac
zekat, nikah talak,
Bütün bu bilgileri
öğrenmeli muhakkak.
Bunlar bilinmedikçe,
ameller doğru olmaz.
Yanlış yapılınca da, hiç
sevap kazanılmaz.
Her şeyi öğrenmeden ve
öğrendikten sonra,
Birer cihad vardır ki
cümle müslümanlara,
Biri, ilmi her yerde
aramak ve bulmaktır.
Diğeri de, o ilmi
yerinde kullanmaktır.
Hem de (fıkıh bilgisi),
herkese farz-ı ayındır.
Yani her müslümanın
öğrenmesi lazımdır.
Dinimiz üç kısımdır,
ilim, amel ve ihlas.
Bu üçü bulunmazsa,
müslümanlık olamaz.
Bunların üçünü de, elde
ederse insan,
Olmuş olur o kimse,
kâmil, olgun müslüman. |