|
02
- İMAM-I RABBANİ
(Kuddise Sirruh)
Asıl hastalık
İmam-ı Rabbani’nin
devrinde, bir müslüman,
Ağır bir hastalığa
tutulmuştu bir zaman.
Lakin hangi doktora
gittiyse de, o yine,
Bir çare bulunmadı bu
kimsenin derdine.
İmam-ı Rabbani’yi işitti
en nihayet.
Mektupla, bu veliden
istedi dua, himmet.
İmam vakıf olunca onun
bu durumuna,
Şöyle bir mektup yazıp,
gönderdi o gün ona:
(Şefkatli anne gibi,
kendine bu ihtimam,
Daha ne güne kadar
edecek böyle devam?
Bedenin derdi ile
dertlenip üzülmeniz,
Daha çok sürecek mi,
gaflete gelmeyiniz.
Halbuki bir de gönül
vardır ki her kişide,
Eğer o hasta ise, asıl
dert budur işte.
Bu hastalık yanında,
bedenin her illeti,
Öyle hafif kalır ki,
olmaz ehemmiyeti.
Bir gönül, tutulmuşsa
Allah’tan gayrısına,
O kalp hasta demektir,
hayır gelmez insana.
Şu kısacık ömürde, her
şeyi bırakarak,
Kalbi, bu hastalıktan
kurtarmalı muhakkak.
Zira kalp selameti
isterler ahirette.
Bunu, her şeyden evvel
halletmeli elbette.
Halbuki biz insanlar,
bunu hiç düşünmeyip,
Bedenin rahatını
düşünürüz, ne garip.)
Bir gün, sevdiklerinden
genç bir talebesine,
Şu nasihatı yazıp,
gönderdi kendisine:
(Ey oğlum dünya fani,
ebedidir ahiret.
Ölüm, bir gün herkese
gelecektir akıbet.
Cehennemin azabı, çok
şiddetli ve acı.
Kalbini, hastalıktan
kurtarmaktır ilacı.
Aklı olan, şimdiden
hazırlanır o güne.
Aldanmaz bu dünyanın
sahte güzelliğine.
Dünya mal-ü mülküne,
ahmak olan aldanır.
Akıllı insan ise, ölüm'e
hazırlanır.
Büyük nimet bilerek, şu
kısacık hayatı,
Çalışıp kazanmalı, ebedi
mükafatı.
Ey oğlum, tavşan gibi
gözü açık olarak,
Daha ne vakte kadar
sürecek bu uyumak?
Halbuki bu gafletin
sonu, rezil olmaktır.
Dünya ve ahirette, bir
şey kazanmamaktır.
Müminun suresinde, bu
babta cenab-ı Hak,
Buyurdu: (Yaratmadım
sizi abes olarak.)
Yani yaratıldı ki bu
insanlar ve cinler,
Allahü teâlâya ibadet
eylesinler.
Sırf Ona kulluk iken
yaratılış gayemiz,
Nasıl bunu unutup, isyan
edebiliriz?
Ne kadar yaşasa da,
ölecektir her insan.
Ve hesap verecektir, o
gün her yaptığından.) |