|
02
- İMAM-I RABBANİ
(Kuddise Sirruh)
Sizi müjdeliyordu
Üstadının yanında, iki
ay etti hizmet.
Bu kısacık zamanda, aldı
mutlak icazet.
Hocası Baki Billah, onu
ilk gördüğünde,
Muhabbeti, kalbine
işlemişti o günde.
Gösterip ona özel
iltifat ve ilgiyi,
Anlattı hocasıyla olan
şu hadiseyi:
Hocam İmkenegi’den
aldığımda icazet,
Bana buyurdular ki:
(Hindistan’a avdet et.
Yetiştireceksin ki sen
orada birini,
Kutb-u âlem olur ve ihya
eder bu dini.)
Hocamdan ayrılarak, o
gün yola koyuldum.
Sizin bulunduğunuz
Serhend’e vasıl oldum.
Rüya gördüm o gece,
dediler ki gaibden:
(Bir kutb’un civarında
bulunursun şimdi sen.)
Sonra, şemailini
gösterdiler o kutb’un.
İşte siz o zatsınız,
size müjdeler olsun.
Hakikaten İmam-ı Rabbani
hazretleri,
Ne zaman ki ayrılıp,
Serhend’e döndü geri,
Başladı etrafında
insanlar toplanmaya.
Ve aldığı feyzleri
etrafına yaymaya.
Hocası Baki Billah
hazretleri hem dahi,
Bu zatın huzuruna
gelerek bizatihi,
Talebe arasında, oturup
bir köşede,
Bu yüksek bilgilerden
ederdi istifade.
Yine bir gün, üstadı
Muhammed Baki Billah,
Mübarek hanesine gelmiş
idi bir sabah.
Lakin hizmetçisinden
öğrendi ki o vakit,
Kalbiyle meşgul olup,
değildi pek müsait.
Odasına girmeden, dedi
ki hizmetçiye:
(Rahatsız olmasınlar
şimdi biz geldik diye.)
Bekledi kapısında, çok
edepli olarak.
Lakin İmam, içerden
biraz sonra kalkarak,
Derhal sual eyledi:
(Kapımızda kim var ki?)
O, arz etti dışardan;
(Fakir Muhammed Baki.)
O, bu ismi duyunca,
koşup kapıyı açtı.
Üstadını, edep ve
hürmetle karşıladı.
Bir gün de, mektup yazıp
İmam-ı Rabbani’ye,
Onun üstünlüğünü getirdi
şöyle dile:
(Efendim, buyurmuş ki
Abdullah-i Ensari:
Beni yetiştirmiştir Ebül
Hasan Harkani.
Lakin şimdi üstadım sağ
olsaydı bu günde,
Hiçbir şey düşünmeden,
diz çökerdi önümde.
Biz dahi gelmiyorsak
huzurunuza sık sık,
Asla bunun sebebi, değil
ihtiyaçsızlık.
Yüksek sohbetinize
muhtacım ben de elbet.
Ve lakin gelmek için,
bekliyorum işaret.
Size, talebem demek,
sığmaz edep, hayaya.
Haddini bilmek düşer,
biz gibi fukaraya.) |