|
02
- İMAM-I RABBANİ
(Kuddise Sirruh)
Kutb-u âlem olacak
Ariflerin ışığı,
velilerin önderi,
İslam âlimlerinin
gözbebeği bir veli.
Hindistan’da yetişip,
oldu büyük evliya.
Onun nurları ile,
nurlandı bütün dünya.
Binbeşyüz altmışüç'te,
Serhend’de doğan bu zat,
Tam altmışüç yaşında, bu
yerde etti vefat.
Asıl adı, Ahmed bin
Abdülehad ise de,
(İmam-ı Rabbani)dir
meşhur ismi her yerde.
İkinci bin yılı'nın
yenileyicisidir.
Bu yüzden, (Müceddid-i
elf-i sani) denilir.
Hem hazret-i Ömer’in
soyundan geldiğinden,
Kendisine, (Faruki)
denilir bu sebepten.
Baba ve ecdadı da, kendi
gibi bu zatın,
Büyük âlimleriydi kendi
zamanlarının.
İşte bu büyük veli,
çocukken henüz daha,
Tutulmuştu aniden ağır
bir hastalığa.
Üzüntüye gark oldu bu
yüzden ebeveyni.
Ve hatta zannettiler
hemen öleceğini.
Çocuğa, okuyup da, bir
dua etsin diye,
Gittiler büyük veli,
(Şah Kemal Kihteli)ye.
İmam-ı Rabbani'yi
görünce o büyük zat,
Buyurdu: (Üzülmeyin,
bu çocuk bulur sıhhat.
Büyüyüp, ileride bir
âlim olur ki hem,
Bunun ilim nuruyla,
nurlanır cümle âlem.)
O, küçük yaşta iken
tahsile başlayarak,
Bilcümle ilimleri,
öğrendi tam olarak.
Yaşı onyedi iken,
bitirdi tahsilini.
Her ilmin, ayrı ayrı
aldı icazetini.
Zekasının şiddeti,
sürat-i intikali,
Herkesi şaşırtırdı
üstünlüğü, kemali.
Daha sonra Hac için,
Serhend’den çıktı yola.
Delhi’ye vardığında, bir
müddet verdi mola.
O zamanlar Delhi’de,
(Muhammed Baki Billah),
Vardı ki, onu gören
olurdu veliyyullah.
Ondan yayılıyordu âleme
nur ve feyiz.
Lakin o, bu veliyi
tanımıyordu henüz.
Talebesinden biri,
Delhi’de onu gördü.
Ve derhal hocasının
huzuruna götürdü.
İmam, Baki Billah’ın
girince huzuruna,
Kalbine bir nur doğdu ve
aşık oldu ona.
Mıknatısın iyneyi
çektiği gibi aynen,
O da, Baki Billah’a
çekildi o gün manen.
Hatta öyle bağlandı ve
öyle çok sevdi ki,
Onu, Kâbe yolundan
alıkoydu bu sevgi.
Hocasının himmeti ve
kendi gayretiyle,
Bilcümle kemalata
kavuştu tamamiyle.
Ve iki ay içinde, aldı
mutlak icazet.
Üstadının emriyle,
Serhend’e etti avdet. |