|
01
- İMAM-I GAZALİ
(Rahmetullahi Aleyh)
Bu ümmetin asileri
Ümmet-i Muhammed’den,
günahı çok kimseler,
Eğer şefaate de
kavuşmamış iseler,
Azap için, topluca,
kadın erkek, genç ve
pir,
Cehennem kapısının önüne
getirilir.
Cehenneme müvekkel, (Malik)
adlı bir melek,
Vardır ki, hayret eder
bu güruhu görerek.
Der ki: (Siz Cehenneme,
azaba gelmişsiniz.
Fakat nasıl oldu ki,
bağlanmamış eliniz?
Kara dahi olmamış
birinizin yüzü hem.
Sizden güzel kimseler
görmedi hiç Cehennem.)
Onlar, buna cevaben
söylerler ki: (Ama biz,
Hazret-i Muhammed’in
ümmetine dahiliz.
Lakin işlediğimiz fazla
günah ve isyan,
Sebebiyle, ateşe layık
olduk biz şu an.
Ey Malik, sen şu anda
bırak da bizi bize,
Oturup ağlayalım şu fena
halimize.)
Malik dahi onlara, der
ki: (Ağlayın, fakat,
Bu günkü ağlamanız,
vermez size menfaat.)
O böyle söylese de,
olurlar yine giryan.
Çok şiddetli ağlayıp,
ederler feryat figan.
Nice yaşlı erkekler,
tutarak sakalını,
Der: (Boşa geçirmişim,
ah dünya hayatını.)
Nice kadınlar dahi,
saçlarından tutarak,
Der ki: (Ah, rezil oldum
günahlara dalarak.)
Nice delikanlılar,
derler: (Ah gençliğimiz!
En kıymetli günleri, hep
boşa geçirmişiz.)
O an, Hak teâlâdan bir
nida gelir ki ilk:
(Birinci Cehenneme koy
onları ey Malik!)
Bu nida üzerine, onlar
çok ağlaşırlar.
(La ilahe illallah)
diye bağırışırlar.
Kelime-i tevhid’i
işitince Cehennem,
Onlardan, beşyüz yıllık
öteye kaçar hemen.
Yine Hak teâlâdan bir
nida gelir derhal.
Buyurur: (Ey
Cehennem, bunları içine
al!)
Böylece atılırlar
Cehennem ateşine.
Bir ateş ki, dünyada
rastlanılmaz eşine.
Ateş, o kimselerin yaksa
da her yerini,
Yakmaya gücü yetmez alın
ve kalplerini.
Günahkâr olsalar da,
mümindir çünkü onlar.
Ve secde etmişlerdi
Allah’a o alınlar.
Onların içlerinde vardır
ki biri fakat,
Hepsinden daha fazla
ağlayıp eder feryat.
Hak teâlâ sorar ki:
(Ne oldu ki ey insan!
Herkesten daha fazla
edersin feryat figan?)
O der ki: (Ya ilahi,
çektin beni hesaba.
Günahım fazla geldi,
layık oldum azaba.
Gerçi Cehennemine
girdimse de şu vakit,
Lakin merhametinden
kesmedim hala ümit.
Bilirim, işitirsin
feryat ve figanımı.
Affedip, kaldırırsın
belki bu azabımı.)
Hak teâlâ, cevaben ona
şöyle buyurur:
(Kim nasıl zannederse,
o, beni öyle bulur.
Madem benim hakkımda
böyledir senin zannın,
Affettim ben de seni,
kaldırıldı azabın.) |