|
01
- İMAM-I GAZALİ
(Rahmetullahi Aleyh)
Resullere olan sual
O gün, Nuh, Hud ve Salih
Peygamberlerden sonra,
Hazret-i Musa’yı da
çağırır Hak teâlâ.
Şiddetli bir rüzgarda
titreyen yaprak gibi,
Huzur-u ilahiye gelince
Musa Nebi,
Hak teâlâ buyurur:
(Ya Musa, sen de yine,
Benim vahiylerimi
ilettin mi kavmine?)
Musa aleyhisselam, arz
eder ki: (İlahi!
Bana indirileni tebliğ
ettim ben dahi.)
Hak teâlâ buyurur:
(Çık şimdi minberine.
Sana vahy olunanı oku
mahşer ehline.)
Musa aleyhisselam, işbu
emre uyarak,
Çıkıp okur Tevrat’ı,
gayet fasih olarak.
Yahudi âlimleri
zannederler ki hatta,
Tevrat nazil olundu
sanki tam o saatta.
Sonra, nida edilir bir
de Davud Nebi’ye.
Gelir o da korkarak
huzur-u ilahiye.
Hak teâlâ buyurur:
(Ya Davud, Zebur’unu,
Cebrail’den alarak
tebliğ ettin mi onu?)
O dahi cevabında arz
eder ki: (Ya Rabbi!
Aynen tebliğ eyledim
nazil olduğu gibi.)
O zaman emreder ki:
(Ya Davud, çık minbere.
Sana indirileni oku
ehl-i mahşere.)
Davud aleyhisselam, emre
edip imtisal,
Çıkıp, güzel sesiyle
Zebur’u okur derhal.
Sonra, (İsa
nerdedir?) diye nida
edilir.
İsa aleyhisselam, oraya
getirilir.
Hak teâlâ buyurur:
(Ya İsa, sen dedin mi,
Ki, ilah edininiz beni
ve validemi?)
O der ki: (Ya ilahi,
seni tenzih ederim.
Hak olmayan bir sözü,
sana nasıl söylerim?
Ben eğer, böyle bir söz
söylemiş olsam dahi,
Elbette ki sen onu
bilirsin ya ilahi!)
Hak teâlâ o zaman
buyurur ki mealen:
(Ya İsa, dediklerin
doğrudur hakikaten.
Sen dahi minberine eyle
de şimdi avdet,
Sana indirileni, halka
eyle tilavet.)
O dahi ifa için Rabbinin
bu emrini,
Okur baştan sona dek
İncil-i şerifini.
Hak teâlâ katından bir
nida daha gelir.
Son olarak denir ki:
(Muhammed nerededir?)
Hüdanın Sevgilisi,
Muhammed Resulullah,
Gelince, Ona dahi sorar
cenab-ı Allah.
Buyurur: (Ya
Muhammed, sen Kur'an-ı
kerim’i,
Alarak, ümmetine tam
tebliğ eyledin mi?)
Arz eder ki: (Ya Rabbi,
evet, tebliğ eyledim.)
O zaman Hak teâlâ
buyurur: (Ey Habibim!
Sen dahi minberine eyle
de şimdi avdet,
Kur'an-ı kerim’ini halka
eyle tilavet.)
Çıkıp, fasih olarak
tilavet eyleyince,
Müminler dinleyerek,
gark olurlar sevince.
Ve lakin kâfirlerin, hem
de münafıkların,
Kur'ana, (çöl kanunu)
diyen o ahmakların,
Öyle çirkin olur ki
yüzleri bundan sebep,
Nedamet ateşiyle
kavrulur kalpleri hep.
|