ŞİİRLERLE MENKIBELER

BÜYÜK İMÂMLAR

 

1.Cild

  Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

01 - İMAM-I GAZALİ (Rahmetullahi Aleyh)

Mizanın kurulması

 

Mizan’ın iki gözü, yani kefesi vardır.

Biri (zulmet)ten olup, ikincisi (nur)dandır.

 

Mizan günü, insanlar secdeye kapanırlar.

Lakin secde edemez kâfir ve münafıklar.

 

Zira imansızların hepsinin beli o gün,

Sanki demir kesilip, hiç olmaz secde mümkün.

 

Kur'anda, Nun suresi, kırkikinci âyeti,

Şöyle beyan ediyor bize bu hakikati:

 

(Secdeye çağrılırlar mahşer günü cümle halk.

Lakin buna, kâfirler olamazlar muvaffak.)

 

Herkes secdede iken, Hak teâlâ bu sefer,

Şöyle nida eder ki, duyar hep ehl-i mahşer.

 

Buyurur ki: (Bu günün hakimi benim yalnız.

Bana, hiçbir zalimin zulmü etmez tecavüz.)

 

Hükmeder ilk evvela hayvanat arasını.

Alır boynuzsuz koyun, boynuzludan hakkını.

 

Dağ hayvanları ile her çeşit bütün kuşlar,

Hepsi, aralarında o gün hesaplaşırlar.

 

Sonra, (Toprak olunuz!) diye nida olunur.

Hayvanatın cümlesi, bir anda toprak olur.

 

Kâfirler şöyle der ki buna hayıflanarak:

(Keşke hayvanlar gibi, olsaydık biz de toprak.)

 

Bunu da, cenab-ı Hak Kur'an-ı kerim’inde,

Bildiriyor Amme’nin sonuncu âyetinde.

 

Onlar toprak olunca, Hak teâlâ bahusus,

Şöyle nida eder ki: (Nerdedir Levh-i mahfuz?)

 

Yine bu nidayı da, arsa-i Arasat’ta,

Ehl-i mahşerin hepsi, işitir o saatta.

 

Hesap başlamıştır ki insanlara o zaman,

Başlanır sorulmaya, önce Levh-i mahfuz’dan.

 

Buyurulur ki: (Ey Levh, Tevrat, İncil ve Kur'an,

Bunlarda yazdıklarım nerdedir, eyle beyan.)

 

O der ki: (Ya ilahi, malumdur hazretine.

Cibril tebliğ eyledi, bir bir sahiplerine.)

 

Levh’in bu şekildeki cevabına mukabil,

Hak teâlâ sorar ki: (Nerededir Cebrail?)

 

Cibril aleyhisselam, titrer halde bu sefer,

Gelir ve hayretinden diz üstü yere çöker.

 

O zaman Hak teâlâ, hazret-i Cebrail’e,

Hitaben buyurur ki: (Ey Cibril, beyan eyle!

 

Bu Levh der ki, sen benim bütün vahiylerimi,

Alıp tebliğ etmişsin Resullere, öyle mi?)

 

Buna cevap olarak Cibril aleyhisselam,

Der ki: (Doğru ya Rabbi, ilettim hepsini tam.)

 

O böyle arz edince, o zaman Hak teâlâ,

Sorar ki: (O tebliği nasıl yaptın pekala?)

 

Cibril aleyhisselam, arz eder: (Ya ilahi!

Kendi sahiplerine ilettim her bir vahyi.

 

Tevrat’ı Musa’ya ve hem İncil’i İsa’ya,

Götürdüm Kur'anı da Muhammed Mustafa’ya.

 

Bunlardan ayrı olan sahifeleri dahi,

Kendi sahiplerine ilettim ya ilahi!)

 

O böyle arz edince, bu sefer Hak teâlâ,

Resulleri çağırıp sual eder onlara. 

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan