|
01
- İMAM-I GAZALİ
(Rahmetullahi Aleyh)
Şefaat arayışı
Mahşerin sıkıntısı
olunca gayet çetin,
Şefaatçi ararlar, halk
bundan halas için.
Önce, Adem Nebinin
varırlar huzuruna.
Bu sıkıntılarını,
söylerler önce ona.
Derler ki: (Ey babamız
ve ey hazret-i Adem!
Sen, Allah’ın Resul'ü,
aziz ve şerifsin hem.
Halimiz pek fenadır,
şefaat et ki bize,
İşlesin Hak teâlâ, ne
hüküm verir ise.
Artık hesabımıza
başlasın ki Rabbimiz,
Zira bu sıkıntıya,
kalmadı takatimiz.)
Adem aleyhisselam, özür
beyan ederek,
Nuh aleyhisselama onları
buyurur sevk.
(Bin sene)
müşavere ederek, sonra
onlar,
Nuh aleyhisselamın
huzuruna varırlar.
O da, layık görmeyip
şefaate kendini,
İbrahim Peygambere
söyler gitmelerini.
Onlar, yine (bin sene)
ederek müşavere,
Giderler bu sefer de,
İbrahim Peygambere.
O da özür dileyip, geri
çeker kendini.
Ve Musa Peygambere
söyler gitmelerini.
O da özür dileyip,
onlara der ki hemen:
Talep edin siz bunu,
gidip İsa Nebi’den.
Ona gidip derler ki: (Ya
İsa, bize acı.
Bu halden halas için,
sen ol bize aracı.)
O da özür dileyip,
buyurur ki onlara:
Gidin siz bunun için
Hatem-ül enbiya’ya.
Çünkü Peygamberlerin,
Odur en şereflisi.
Odur Hak teâlânın
habibi, sevgilisi.
Zira kavmi ettikçe ona
eza ve cefa,
O, beddua etmedi onlara
tek bir defa.
Hatta dişini kırıp,
yardılar da alnını,
Acıyıp, bağışladı yine
yaptıklarını.
Hep Onun hürmetine var
oldu bu kainat.
Siz şimdi Ondan gidip,
talep edin şefaat.)
Onlar bunu duyunca, pek
fazla sevinirler,
Hemen Resulullahın
minberine gelirler.
Derler ki: (Sen, elbette
habibisin Allah’ın.
Habib, en iyisidir bütün
vasıtaların.
Biz, hazret-i Adem’e
gittikse de ilk kere,
O havale eyledi bizi Nuh
Peygambere.
Ona gidip arz ettik, bu
fena halimizi.
Hazret-i İbrahim’e
gönderdi o da bizi.
Ona gidip söyledik
derdimizi bu defa.
O da gönderdi bizi, Musa
kelimullaha.
Ona dahi giderek arz
edince nihayet,
Dedi: Siz, Ruhullah’tan
isteyin yardım, medet.
En son ona gittik ki,
şefaat etsiz bize.
Lakin o da gönderdi bizi
hazretinize.
Senden başka, kalmadı
bir kimsemiz gidecek.
Merhamet et ki bize,
halimiz fecidir pek.
Dayanılmaz hal aldı
artık bu azabımız.
Sen şefaat eyle ki,
başlasın hesabımız.
O nasıl hükm ederse, ona
mahkum olalım.
Yeter ki, bu azaptan bir
nefes kurtulalım.) |