|
01
- İMAM-I GAZALİ
(Rahmetullahi Aleyh)
Allahü teâlânın
sevdiklerini
hatırlamak,rahmet
etmesine sebep olur.
(Hadis-i şerif)
Mahşerdeki sıkıntılar
İnsan, cin ve hayvanat,
hem yırtıcı hayvanlar,
Kurt ve kuş, mahşer
günü, bir yerde
toplanırlar.
Ve yedi kat göklerin
bilcümle melekleri,
Sararlar çepe çevre, o
gün ehl-i mahşeri.
O gün, mahşer halkına
olur ki bir izdiham,
Bu hal, zaman geçtikçe,
artarak eder devam.
Bir ayak üzerinde,
bulunur binbir ayak.
Günahlarına göre, tere
batar cümle halk.
Güneş, bir mızrak boyu
insanlara yaklaşır.
Bu günkü sıcaklığı,
yetmiş kat fazlalaşır.
Arasat meydanında, bir
zaman, ehl-i mahşer,
İzdiham ve sıcaktan,
şiddetli azap çeker.
Lakin müslümanlara, o
gün ikram olunur.
O şiddetli günde de,
bulurlar yine huzur.
Resulullah buyurdu:
(Yedi sınıf kimseler,
Arş-ı a’la altında, o
gün gölgelenirler.
Birincisi, adl ile
hükmeden amirlerdir.
İkincisi, genç iken
ibadet edenlerdir.
Üçüncü şunlardır ki, bu
dünyada, ruz-ü şeb,
Mescit ve camilere
bağlıdır kalpleri hep.
Dördüncü, birbirini, Hak
için sevenlerdir.
Bu sevgiyle birleşip,
hasbihal edenlerdir.
Beşincisi, bir haram
teklif edildiğinde,
Ondan kaçınanlardır
Hak’tan korku içinde.
Altıncısı, verirken bir
sadaka ve zekat,
Hiç beklemeyenlerdir
kullardan bir iltifat.
Yedinci şunlardır ki,
bir kez Allah deseler,
Onun muhabbetiyle,
ağlayıp yaş dökerler.)
O zaman mahşer halkı,
çok değişik haldedir.
Dünyada kibr edenler,
olurlar hor ve hakir.
Sıkıntı içindeyken
sıcaktan ehl-i mahşer,
Bazısı, sabilerden serin
sular içerler.
Onlar, çocuk yaşında
etmişlerdi ki vefat,
Anne babalarına, su
verirler o saat.
Bir kısım insanların
başında gölge vardır.
Bu, onların dünyada
verdiği zekatlardır.
İnsanlar, tam bin sene
bekleşirken bu halde,
Sıkışıklık, git gide
artar daha ziyade.
Ve hazret-i İsrafil,
Sur’a, üçüncü defa,
Üfürünce, mahşerin
şiddeti artar daha.
O sesin dehşetinden,
ürperir ehl-i mahşer.
Ne yapacaklarını bilemez
hiç kimseler.
O kadar çok artar ki
sıkıntılar o ara,
Takat getiremezler
mahşer halkı onlara.
Bu, ehl-i mahşer için
begayet ağır gelir.
O dehşet ve şiddetten,
başlar öne eğilir.
Hiç yetiremeyince azaba
güç ve takat,
Çaresizlik içinde
ararlar bir şefaat.
Onlar bu halde iken,
azap, daha güçleşir.
Mahşer sıkıntıları, daha
ziyadeleşir.
Bu sıkıntı içinde
dururlar (bin sene)
tam.
Hak’tan, kendilerine
sudur etmez bir kelam.
Mahşerde yükselince ah-ü
figan ve feryat,
Gidip, Peygamberlerden
isterler bir şefaat.
|