|
01
- İMAM-I GAZALİ
(Rahmetullahi Aleyh)
Kıyametin kopması
Alametlerin hepsi, çıkıp
sona erince,
Kıyametin kopması,
yakınlaşır iyice.
Sonra, ferahlatıcı,
serin bir rüzgar eser.
Ne kadar mümin varsa,
böylece vefat eder.
(Allah) diyen bir kimse,
kalmaz olur dünyada.
Ve kalkar bu dünyadan,
büyük nimet (Kur'an)
da.
Yer yüzünde, sadece
kâfirler kalır artık.
Kaplar bütün dünyayı
fesat, zulüm, sapıklık.
Kâfirler, azgın, şaşkın
dolaşırken nihayet,
Onların üzerine kopar
birden kıyamet.
İsrafil adındaki melek
de, bundan sonra,
Hak teâlâ emriyle,
üfürür o an (Sur)a.
Öyle bir ses çıkar ki,
o sesin şiddetinden,
Ne kadar canlı varsa,
ölürler hepsi birden.
Dört büyük melek ile,
Arş’ı tutan dört melek.
Kainatta, sadece bunlar
canlı kalır tek.
Hazret-i Azrail’e, Hak
teâlâ emreder.
O yedi meleğin de
ruhlarını kabzeder.
Onun dahi ruhunu
kabzeder cenab-ı Hak.
Her canlı, tatmış olur
ölüm'ü yok olarak.
Hak teâlâdan başka,
hiçbir şey yoktu önce.
O gün, yine yok olup,
kendi kalır sadece.
Kıyamet kopmasını irade
edince Hak,
Yollarından çıkarak,
dağılır cümle eflak.
Bu gökler yarılır ve
yıldızlar dağılırlar.
Dağlar da, parça parça
olur ve yok olurlar.
Denizlerin bazısı,
karışır bazısına.
Âlemlerin bazısı, girer
bazılarına.
Dizili bir incinin
dağılmaları gibi,
Perakende olurlar
yıldızların her biri.
Yeryüzünde, ne kadar
büyük dağ varsa eğer,
Pamuk gibi atılıp, toz
haline gelirler.
Gökler, gülyağı gibi
erir ve akar hatta.
Güneşin nuru gidip,
siyah olur adeta.
Yedi kat yer ve gökte,
Hak teâlâdan gayri,
Melek, cin ve insandan,
hiç kimse kalmaz diri.
Bu kainat içinde ne
varsa, hep yok olur.
Sadece Allah kalıp,
şöyle nida buyurur:
(Ey dünya, nerde hani
sana gönül verenler?
Nerde senin içinde
Rab’lık dava edenler?
Senin güzelliğine
bağlayıp da kalbini,
Ahireti unutan gafiller
nerde, hani?
Verdiğim rızkı yiyip,
bana ortak koşanlar,
Nerdedir bana karşı o
haddini aşanlar?
Rızkımla kuvvet bulup,
rab bilenler kendini,
O cebbar ve zalimler,
nerdedir şimdi, hani?
O acizlikleriyle
kibirlenen ahmaklar,
Büyüklenenler hani,
nerdedir şimdi onlar?)
Sonra da, (Mülk
kimindir?) buyurur
ki mealen,
O zaman, bu suale olmaz
bir cevap veren.
Zira cenab-ı Hakkın
böyle sorduğu anda,
Ondan gayri bir varlık
bulunmaz kainatta.
Sonra da, bu suali kendi
cevaplandırır:
(Vahid ve kahhar olan
cenab-ı Allah’ındır.) |