|
01
- İMAM-I GAZALİ
(Rahmetullahi Aleyh)
Kabirdeki nimetler
Ubade bin Samit’den
edilir ki rivayet:
Kim Kur'an-ı kerim’i
ederse çok tilavet,
Vakta ki o müslüman,
gelse ölüm haline,
Kur'an dahi, acilen
gelir onun yanına.
Ne zaman ki o mevta,
yıkanıp kefenlenir,
Kur’an-ı kerim dahi, hep
o kimse iledir.
Vakta ki tekfin bitip,
giderken kabristana,
Gelip girer, göğsüyle
kefeni arasına.
Kabre konulduğunda, az
sonra Münker-Nekir,
Adında iki melek, o
kabre geliverir.
Kabir suallerini
sorarken o mevtaya,
Kur'an çıkıp yerinden,
gelip girer araya.
Melekler ona der ki:
(Sen çık ki aramızdan,
Biz sual soracağız bu
kimseye bu zaman.)
Meleklere cevaben
Kur'an-ı kerim dahi,
Der ki: (Ben, bu
kimseden ayrılamam
Vallahi.
Çünkü çok okuyordu, o
beni hayatında.
Ben de, garip bırakmam
onu garip anında.)
Bir gün de, çadır kurdu
eshaptan bir tanesi.
Sonra duydu o yerde,
okunan Kur'an sesi.
Bir kabir yeri imiş o
çadır kurduğu yer.
Tebareke suresi okurmuş
ölü meğer.
Gelip, Resulullaha arz
etti hadiseyi.
Dedi: (Duydum, o mevta,
okurdu bu sureyi.)
Buyurdu: (Tebareke
suresini okuyan,
Korunur öldüğünde, o
kabir azabından.)
Hak teâlâ, lütfedip,
bazı salih kullara,
Şefaat izni verir
hem-civar mevtalara.
Fasıklardan birisi,
etmişti bir gün vefat.
Rüyada gördü onu, hal
ehli iyi bir zat.
Azaplar içindeydi, hüzün
çöktü kalbine.
Aradan zaman geçti,
rüyada gördü yine.
Baktı ki hali iyi,
sevinip buna derhal,
(Hikmeti nedir?) diye
eyledi ondan sual.
O dedi: (Yanımıza
geldi bir mübarek zat.
O gelince, azaptan
kurtulup oldum rahat.)
Ölüler, kabirlerde görür
ve işitirler.
Ziyaret edenleri görür,
tanır, bilirler.
Zira Peygamberimiz
buyurdular ki yine:
(Bir kimse vefat edip,
konulunca kabrine,
Defin işi bitip de
dağılırken insanlar,
Halkın ayak sesini,
kabrinden o da duyar.)
Bedir’de öldürülen
yetmiş kadar kâfirin,
Hepsini, bir çukura
doldurdu eshap o gün.
Bundan birkaç gün sonra,
Allah’ın Sevgilisi,
O çukurun başına gelip
durdu kendisi.
Her birinin adını
söyleyip birer birer,
O çukurdakilere şöyle
hitab ettiler:
(Ben, kavuştum Rabbimin
vadettiği zafere.
Siz de kavuştunuz mu
azap ve elemlere?)
Sordu hazret-i Ömer: (Ey
Hakkın Peygamberi!
Çürümüş leşlere mi
söylersin bu sözleri?)
Buyurdu ki: (Ya Ömer,
yemin ederim ki, siz,
Beni, onlardan fazla
duyucu değilsiniz.) |