|
01
- İMAM-I GAZALİ
(Rahmetullahi Aleyh)
Keşke namaz kılsaydım
Abdullah ibni Ömer,
Resul’ün Eshabından.
Şöyle naklediyor ki
mübarek babasından:
Bir gün uğramış idim
müşrik kabirlerine.
Manen bir nazar ettim
onların hallerine.
O sırada gördüm ki,
kabirlerin birinden,
Ateş içerisinden birisi
çıktı birden.
Ateşten zincir vardı
boynu ve ayağında.
Su dolu bir kap vardı
benim dahi yanımda.
Beni görüp dedi ki: (Ne
olur bana su ver!
Ne olursun o suyu,
üzerime döküver.)
Tam verecek idim ki o
sudan ona biraz,
O kabirden bir Melek
eyledi beni ikaz.
Dedi ki: (Aman sakın, su
verme bu kâfire!)
Zincirinden tutarak,
çekti onu kabire.
Gidip, gördüm acilen
Resul-i müctebayı.
Arz ettim kendisine
gördüğüm bu vakayı.
Buyurdu: (Ebu Cehil
idi ki o gördüğün,
Böyle mahşere kadar,
azap çeken o her gün.)
Amr bin Dinar vardı hem,
evliyadan bir kişi.
Der ki: (Vefat etmişti,
birinin kız kardeşi.
Definden sonra, kızın
abisi eve varıp,
Baktı, para cüzdanı
düşmüş ve olmuş kayıp.
Defnederken düşmüştür
diyerek hemen sonra,
Birisini alarak, geldi
yine mezara.
Cüzdanı bulmak için, o
kabri tekrar açtı.
Ve lakin çok feci bir
şey ile karşılaştı.
Ateşler içindeydi mezarı
kardeşinin.
Aklı gidecek oldu
korkudan o kişinin.
Mezarı tekrar örtüp,
koştu hemen evine.
Gördüğü hadiseyi anlattı
annesine.
Dedi: (Hangi günahı
ederdi ki irtikab,
Kabirde, ateş ile olunur
böyle azap?)
Dedi: (Namazlarını
geciktiriyordu hep.
Azap olunmasına, bu
haldir belki sebep.)
Abdullah bin Muhammed
adındaki biri de,
Diyor ki: (Bir eşyamı
kaybettim ben bir yerde.
Onu aramak için, o gün
dolaşıyordum.
Nihayet bir mezarın
yanına vasıl oldum.
Akşam ezanı dahi
okunmuştu o anda.
Ve kıldım namazımı o
mezarın yanında.
Dua ediyordum ki
namazdan sonra fakat,
Duydum kabir içinden bir
inilti ve feryat.
Dinledim, diyordu ki:
(Ne olaydı, dünyada,
Beş vakit namazımı
edeydim her gün eda.
Ah keşke uysaydım da
dinime tam olarak,
Bu kabir azabına
olmasaydım müstehak.
Keşke çok ehemmiyet
verseydim de namaza,
Bu gün yapılmasaydı
kabirde böyle eza.)
Bunun gibi, toprağın
altında nice emvat,
Yer yüzündekilere
ederler şöyle feryat:
(Ey dünyada gafletle
hayat süren insanlar!
Gafletten uyanın ki,
elinizde fırsat var.
Biz fırsatı kaçırdık,
bari siz kaçırmayın.
Çok pişman olursunuz siz
dahi yoksa yarın.) |