|
01
- İMAM-I GAZALİ
(Rahmetullahi Aleyh)
Mevtaya gelen sesler
Facirlerin ruhları,
şiddet ile alınır.
Yüzleri Ebu Cehil
karpuzunu andırır.
Melekler ona der ki: (Ey
habis ruh, haydi çık!
Bu habis bedenini,
cesedi terk et artık.)
O an kâfirin ruhu merkep
gibi bağırır.
Ve hazret-i Azrail, onu
eline alır.
Sonra da teslim eder onu
bir zebaniye.
Yani verir o ruhu, bir
azap meleğine.
Yüzü çok çirkin olup,
simsiyahtır abası.
Dünyada her kokudan
kerihtir rayihası.
Cibril aleyhisselam o
ruh ile yükselir.
Ve dünya semasının
birincisine gelir.
Sorulur ki: (Sen kimsin
ve kim vardır yanında?)
Der ki: (Ben Cebrail’im,
filan kâfirdir bu da.)
Melekler işitince, o
kâfirin adını,
Şöyle deyip, açmazlar
semanın kapısını:
(Bir deve, geçmedikçe
iynenin deliğinden,
Bu gibiler, Cennete
giremezler katiyen.)
Cibril bunu işitip, ruhu
bırakıverir.
Rüzgar onu alarak,
uzaklara iletir.
O ruh yere düşünce, bir
zebani alarak,
Ta (Siccin)e
indirir, hor ve hakir
olarak.
Cehennemin dibinde bir
yerdir ki bu Siccin,
Orada habs olunur
ruhları her facirin.
Ruh bedenden çıkınca,
kendisine, semadan,
Bir münadi, şöylece nida
eder o zaman:
(Ey Ademoğlu, sen mi
terk ettin bu faniyi?
Yoksa, dünya mı seni
terk etti böyle ani?)
Bir nida daha gelir
sonra gasilhanede.
Der ki: (Ey Ademoğlu,
kuvvetin hani nerde?
Nerde güçlü bedenin,
seni kim zaifletti?
Nerede o dostların,
hepsi de terk mi etti?)
Sonra kefenlenirken,
yine gelir bir nida.
Der ki: (Ey Ademoğlu,
çıkıyorsun bir yola.
Hiç dönmemek üzere,
evinden gidiyorsun.
İlk kez tahta bir at’a,
tabuta biniyorsun.)
Teneşire konurken, bir
nida gelir yine.
Der ki: (Ey Ademoğlu,
gidiyorsun kabrine.
İmanın varsa eğer, sana
müjdeler olsun.
Yok eğer kâfir isen,
kötüdür senin sonun.)
Musallaya konunca, şöyle
nida edilir:
(Dünyada ne yaptıysan,
karşına gelir bir bir.
Eğer hayır yaptıysan,
onun mükafatını,
Yok, günah işlediysen,
bulursun cezasını.)
Kabristana girince,
denir ki ona artık:
(Ey kişi, mezar için
getirdin mi bir azık?
Çok karanlık bir yerdir
gireceğin bu kabir.
Onu aydınlatacak ışığın
var mı ki bir?)
Kabire konduğunda,
seslenir ona mezar.
Der ki: (Ey Ademoğlu,
kıldın mı bende karar?
Dün, benim üzerimde,
gülüyor, oynuyordun.
Şimdi benim içimde, ne
için ağlar oldun?
Konuşup duruyordun
üstümde bülbül gibi.
Şimdi sesin çıkmıyor,
acaba sebep ne ki?) |