|
01
- İMAM-I GAZALİ
(Rahmetullahi Aleyh)
İhlas bozulursa
İsrailoğulları
zamanında, bir kişi,
Vardı ki, hep ibadet
yapmaktı onun işi.
Halk ona dediler ki:
(Filan yerde bir put
var.
Tanrı diye tapıyor ona
bazı insanlar.)
O bunu işitince,
içerledi pek fazla.
O putu kırmak için, yola
çıktı ihlasla.
O, halis niyet ile
giderdi ki o yöne,
Bir insan kılığında
(şeytan) çıktı önüne.
Ve mani olmak için, dedi
ki: (Ey arkadaş!
Böyle nere gidersin,
balta ile pür telaş?)
Dedi ki: (Bir put
varmış, gidiyorum
kırmaya.
Böylece insanları, o
puttan kurtarmaya.)
Dedi ki: (Onu kırmak,
senin işin değildir.
Sana, ibadet etmek daha
faidelidir.
Sen onu kırsan bile,
yenisini yaparlar.
Hemen dön ki geriye, bu,
çok yanlış bir karar.)
Lakin o, ihlas ile
çıktığından yoluna,
Aldanmadı şeytanın bu
alçak oyununa.
Bu sefer şeytan dedi:
(Geçemezsin buradan!)
Şiddetli bir kavgaya
tutuştular o zaman.
Abid, onu bir anda tuttu
ve yere vurdu.
Sonra, öldürmek için
üzerine oturdu.
Şeytan dedi: (Ey abid,
müsade et de biraz,
Çok mühim bir hususu
edeceğim sana arz.)
O müsade edince, ayağa
kalktı şeytan.
Dedi ki: (Beni dinle, o
putu kırma şu an.
Çünkü onu kırmayı
etseydi Allah murad,
Elbet Peygamberine
verirdi bir talimat.)
Abid yine dedi ki:
(Kıracağım mutlaka!)
Şeytan (Olmaz!) deyince,
başladı yine kavga.
Abid, yine şeytanı
kaldırıp vurdu yere.
Şeytan dedi: (Ey abid,
bak dinle son bir kere.
Sen fakir bir kimsesin,
muhtaçsın el eline.
O putu kırmak ile, ne
geçecek eline?
Yastığının altına, her
sabah, iki altın,
Bırakayım, al kullan, o
putu kırma sakın!)
Bu defa aldanarak, bu
fikre etti meyil.
Dedi: (Doğru söylüyor,
bu benim işim değil.
Altınların birini,
kendime sarfederim.
İkincisini dahi bir
muhtaca veririm.)
Eve gelip yattı ve
sabaha kalktığında,
Gördü iki altını
yastığının altında.
İkinci gün de yine,
yastığının altından,
Aldı iki altını,
memnundu hayatından.
Ve lakin üçüncü gün,
altın göremeyince,
Kaçtı bütün neşesi,
hiddetlendi bir nice.
Baltasını kaparak, bir
an beklemeksizin,
Düştü yine o yola, o
putu kırmak için.
Az ilerde, önüne çıktı
yine o şeytan.
Dedi ki: (Dön geriye,
geçemezsin buradan!)
Kavgaya tutuştular,
lakin şeytan bu kere,
Abidi, bir tutuşta
kaldırıp vurdu yere.
Abid dedi: (Pekala,
senindir şimdi zafer.
Fakat nasıl oldu da,
galip geldin bu sefer?)
Dedi: (Önce, ihlasla
gidiyordun kırmaya.
Yetmez bizim gücümüz
ihlaslı insanlara.
Şimdiyse, gidiyordun
nefse tâbi olarak.
Nefse uyanı ise, biz
yeneriz muhakkak.) |