ŞİİRLERLE MENKIBELER

BÜYÜK İMÂMLAR

 

1.Cild

  Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

01 - İMAM-I GAZALİ (Rahmetullahi Aleyh)

İhlas bozulursa

 

İsrailoğulları zamanında, bir kişi,

Vardı ki, hep ibadet yapmaktı onun işi.

 

Halk ona dediler ki: (Filan yerde bir put var.

Tanrı diye tapıyor ona bazı insanlar.)

 

O bunu işitince, içerledi pek fazla.

O putu kırmak için, yola çıktı ihlasla.

 

O, halis niyet ile giderdi ki o yöne,

Bir insan kılığında (şeytan) çıktı önüne.

 

Ve mani olmak için, dedi ki: (Ey arkadaş!

Böyle nere gidersin, balta ile pür telaş?)

 

Dedi ki: (Bir put varmış, gidiyorum kırmaya.

Böylece insanları, o puttan kurtarmaya.)

 

Dedi ki: (Onu kırmak, senin işin değildir.

Sana, ibadet etmek daha faidelidir.

 

Sen onu kırsan bile, yenisini yaparlar.

Hemen dön ki geriye, bu, çok yanlış bir karar.)

 

Lakin o, ihlas ile çıktığından yoluna,

Aldanmadı şeytanın bu alçak oyununa.

 

Bu sefer şeytan dedi: (Geçemezsin buradan!)

Şiddetli bir kavgaya tutuştular o zaman.

 

Abid, onu bir anda tuttu ve yere vurdu.

Sonra, öldürmek için üzerine oturdu.

 

Şeytan dedi: (Ey abid, müsade et de biraz,

Çok mühim bir hususu edeceğim sana arz.)

 

O müsade edince, ayağa kalktı şeytan.

Dedi ki: (Beni dinle, o putu kırma şu an.

 

Çünkü onu kırmayı etseydi Allah murad,

Elbet Peygamberine verirdi bir talimat.)

 

Abid yine dedi ki: (Kıracağım mutlaka!)

Şeytan (Olmaz!) deyince, başladı yine kavga.

 

Abid, yine şeytanı kaldırıp vurdu yere.

Şeytan dedi: (Ey abid, bak dinle son bir kere.

 

Sen fakir bir kimsesin, muhtaçsın el eline.

O putu kırmak ile, ne geçecek eline?

 

Yastığının altına, her sabah, iki altın,

Bırakayım, al kullan, o putu kırma sakın!)

 

Bu defa aldanarak, bu fikre etti meyil.

Dedi: (Doğru söylüyor, bu benim işim değil.

 

Altınların birini, kendime sarfederim.

İkincisini dahi bir muhtaca veririm.)

 

Eve gelip yattı ve sabaha kalktığında,

Gördü iki altını yastığının altında.

 

İkinci gün de yine, yastığının altından,

Aldı iki altını, memnundu hayatından.

 

Ve lakin üçüncü gün, altın göremeyince,

Kaçtı bütün neşesi, hiddetlendi bir nice.

 

Baltasını kaparak, bir an beklemeksizin,

Düştü yine o yola, o putu kırmak için.

 

Az ilerde, önüne çıktı yine o şeytan.

Dedi ki: (Dön geriye, geçemezsin buradan!)

 

Kavgaya tutuştular, lakin şeytan bu kere,

Abidi, bir tutuşta kaldırıp vurdu yere.

 

Abid dedi: (Pekala, senindir şimdi zafer.

Fakat nasıl oldu da, galip geldin bu sefer?)

 

Dedi: (Önce, ihlasla gidiyordun kırmaya.

Yetmez bizim gücümüz ihlaslı insanlara.

 

Şimdiyse, gidiyordun nefse tâbi olarak.

Nefse uyanı ise, biz yeneriz muhakkak.)

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan