|
01
- İMAM-I GAZALİ
(Rahmetullahi Aleyh)
Mezara girince
Peygamber Efendimiz
buyurdu ki: İnsanlar,
Ölüp kabre girince,
konuşur ona mezar.
Der ki: (Ey insan oğlu,
beni biliyordun da,
Niye gururlanırdın,
geldiğin o yurdunda?
Benim, dar ve karanlık,
içimde yılan, akrep,
Böcekler olduğunu,
duymadın mı sen acep?)
Eğer salih biriyse, o an
bir ses işitir:
(Ey mezar öyle deme, bu,
salih bir kişidir.
Dinin emri üzere geçirdi
hayatını.
Bırakmadı elinden öğüt
nasihatını.
Yani emr-i bil maruf ve
nehy-i anil münker,
Yaptı ki, dokunmayın
buna siz ey melekler!)
Eğer münafık ise,
yaparlar türlü azap.
Kabir komşuları da,
ederler ona gazap.
Derler: (Ey kötü kişi,
biz senden önce geldik.
Niçin ibret alıp da,
yapmadın bir tedarik?
Bizden sonra, dünyada
kaldın da bunca zaman,
Niçin tövbe etmeyip,
eyledin yine isyan?)
Resulullah buyurdu: Ölü,
kabre girince,
Mezar, dile gelerek nida
eder ilk önce.
Der ki: Benim hakkımda,
nice şeyler duyardın.
Öyleyse, benim için
şimdi ne hazırladın?)
Yine Resul buyurdu:
(Ölünce, Münker-Nekir,
Adında iki melek, az
sonra kabre gelir.
Siyah renkli, gök gözlü,
gözleri şimşek çakar.
Gök gürültüsü gibi gelip
sual sorarlar.
Doğru cevap verirse,
büyültürler yerini.
Öyle ki yetmiş arşın
olur boyu ve eni.
Derler ki: (Müsterih ol,
yat uyu haşr’e kadar.
Zira sana burada,
kimseden gelmez zarar.)
Eğer münafık ise, çok
sıkar onu yeri.
Öyle ki, birbirine geçer
hep kemikleri.
Resulullah buyurdu:
(Kâfir ise ölen zat,
İki azap meleği, olur
ona musallat.
Bulunur ellerinde, iri
demir topuzlar.
Ta kıyamete kadar, hiç
durmadan vururlar.
Onun feryatlarından,
olmazlar mutazarrır,
Zira iki melek de, hem
kördürler, hem sağır.)
Yine buyurdular ki:
(Kâfirse ölen insan,
Doksan dokuz ejderha,
sokar onu durmadan.
Kabir, bu yolculuğun,
henüz ilk konağıdır.
Bu kolay geçer ise,
sonu, daha kolaydır.
Eğer zorluk olursa bir
insana kabirde,
Daha çok çetin olur
ondan sonrakilerde.
Sonraki konaklardan
ilki, Sur korkusudur.
Öyle şiddetlidir ki,
olunmaz hiç tasavvur.
Sonra mahşer yerinde
durdurulur cümle halk.
Günahlarına göre herkes
olur tere gark.
Güneş, bir mızrak boyu
yaklaşır o zamanda.
Bin sene beklenilir o
müthiş izdihamda.
Bu vaktin sonunda da,
başlar hesap ve mizan.
Her işten, ince ince
hesap verir her insan.
Burada, korku ile başlar
öne eğilir.
Beklerler, haklarında
nasıl hüküm verilir?
Sonra Sırat köprüsü ve
altında Cehennem.
Bir an dayanılmayan
ateş, acı ve elem.
Sırat’ta, yedi yerde
vardır sual durağı.
Kul hakkında, herkesin
çözülür dizi bağı. ) |