|
01
- İMAM-I GAZALİ
(Rahmetullahi Aleyh)
Dört çeşit hatırlamak
Ölüm'ü hatırlamak,
esasen dört kısımdır.
Birincisi, (gafil)in
ölüm'ü anmasıdır.
O, hatırlasa bile ölüm'ü
zaman zaman,
Alamaz kendisini dünyaya
sarılmaktan.
Hatta hatırladıkça,
sarılır daha fazla.
Ayrılığı düşünüp, ölüm'ü
sevmez asla.
Bu yüzden kötü bilip,
zemmeder ölüm'ü hep.
Der ki: (Bu, başımıza ne
zaman gelir acep?
Yazık ki, ben de bir gün
ölüp ayrılacağım.
O zaman ne olacak evim,
barkım, ocağım?
Arzu ve emellerim, hep
yarıda kalacak.
Benim kazandığımı,
varislerim alacak.)
Ölüm'ü düşündükçe, keder
çöker içine.
Ve düşer bu dünyadan
ayrılık ateşine.
Gafillerin, ölüm'ü bu
türlü anmaları,
Daha uzaklaştırır
Rablerinden onları.
İkinci kısım ise, (tövbe
eden bir kul)dur.
Ölüm'ü hatırlayıp,
pişmanlığı çok olur.
Yaptığı günahlara
üzülüp, olur nadim.
Der ki: (Bu günahlarla
ne olur benim halim?)
Kaçırdığı fırsatı
çalışır telafiye.
Çok ister kavuşmayı
gufran-ı ilahiye.
O, kötü bilmese de,
ölüm'ü onlar gibi,
Erken gelmesini de
istemez tabii ki.
Çünkü hazır değildir
ölüm için o daha.
İstemez o haliyle, vasıl
olsun Allah’a.
Her ne kadar ölmeyi
istemese de erken,
Lakin olmaz zararı, bu
halis niyetinden.
Çünkü arzu eder ki,
baksın hazırlığına.
Öyle çıksın mahşerde,
Rabbinin huzuruna.
Üçüncü kısım ise, arif
ve velilerdir.
Bunlar istemezler ki,
eceli etsin tehir.
Çünkü onlar, aşıktır
Allahü teâlâya.
Can atarlar ölüp de
Rablerine varmaya.
Ölüm'ü, yadlarından
çıkarmazlar bunlar hiç.
Çünkü ölüm'le gelir
bunlara büyük sevinç.
Kavuşmaktan başkaca
olmaz bir gayeleri.
Bundan ileri gelir ölmek
istemeleri.
Bunlar, yalnız ölümle
bulurlar huzur, rahat.
Çünkü ancak ölüm'le
mümkün olur bu vuslat.
Zaten ölüm, köprüdür,
dünyadan ahirete.
Bunlar da ölüm ile
kavuşurlar rahmete.
Bunların da üstünde bir
derece vardır ki,
Onlar da düşünürler
ölüm'ü, şu farkla ki,
Ölüm'ün gelmesinde, bu
çok yüksek zevatın,
Yoktur bir fikirleri,
geç olmuş, ya da yakın.
Hakk’a bırakmışlardır,
onlar her hadiseyi.
O, ne takdir ederse,
beğenirler o şeyi.
Kendi arzularından ileri
geçmişlerdir.
Murad-ı ilahiyi, murad
edinmişlerdir.
Rıza derecesine
varmışlardır ki onlar,
Kalmamıştır onlarda şu
veya bu arzular.
Takdir-i ilahiye
eğmişlerdir tam boyun.
O, ne takdir ederse,
derler ki: (Budur
uygun.)
Ölüm ile hayatın,
onlarca farkı yoktur.
Ancak böyle bulurlar
onlar rahat ve huzur.
Öyle dalmışlardır ki
aşkullaha bu kullar,
Onları, başka şeyler
etmez pek alakadar.
|