|
01
- İMAM-I GAZALİ
(Rahmetullahi Aleyh)
Nefs ile mücadele
Mücahede şudur ki, nefse
acı, zor gelen,
şeyleri yaptırmaktır ona
mütemadiyen.
Mesela namaz kılmak ve
her türlü ibadet,
Tabiatı icabı, zor gelir
ona gayet.
Halbuki dinimizin men
ettiği ne varsa,
Yani ona, her günah
tatlı gelir bilhassa.
İşte bu yüzdendir ki,
bazı din büyükleri,
Nefisle uğraşmakta
gitmişlerdi ileri.
Mesela nefisleri
yapsaydı bir kabahat,
Hemence cezasını
verirlerdi kat be kat.
Ceza olarak ise, ibadet
ederlerdi.
Çünkü nefs-i emmare,
istemez ibadeti.
Sahabe-i kiramdan
Abdullah ibni Ömer,
Bir vakit cemaate
yetişmeseydi eğer,
Bir gece, uyumadan
yapardı hep ibadet.
Zira o, kendisine
etmişti böyle adet.
Sahabeden biri de,
birgün, bila ihtiyar,
Bir akşam namazını
geciktirdi bir miktar.
Öyle çok üzüldü ki buna
o mübarek zat,
İki kölesi vardı, onları
etti azad.
Bunlar, binlercesinden
bir iki nümunedir.
Zira ufacık bir su,
deryayı haber verir.
Nefsin, ibadetlerden
lezzet alması için,
Yanında olmalıdır bir
evliya kişinin.
Onun ibadetlerden zevk,
lezzet aldığını,
Görüp, o da zevk ile
yapar her yaptığını.
Zira biri diyor ki:
(Nefsimde ne zaman ki,
İbadet ve taatte
gevşeklik olsa vaki,
Bir Allah adamının
sohbetine giderim.
Çıkınca, tatlı gelir
bana ibadetlerim.)
Böyle kâmil bir veli
bulunmuyorsa eğer,
Onların hayatını okumak
icab eder.
Ahmed bin Zerrin vardı,
gönül ehli evliya.
Hep önüne bakardı bu
kişi ekseriya.
Sebebini sordular, dedi
ki: (Cenab-ı Hak,
İbretle bakmak için
gözleri eyledi halk.
Zerreden Arşa kadar,
herşey nasıl muntazam.
Karışık hiçbir şey yok,
bu, ne ahenk, ne nizam!
Bu muazzam sanata, bu
sonsuz kainata,
İbretle bakılmazsa, olur
büyük bir hata.
Her zerre, bir mabudun
varlığını bildirir.
Ve her şey, o Allah’ın
emriyle oluverir.)
Tabiinden Alkame adında
bir zat vardı.
Nefsi ile çok fazla
mücahede yapardı.
Dediler ki: (Efendim,
acaba ne ki sebep,
Nefsinizle bu kadar
uğraşıyorsunuz hep?)
Buyurdu ki: (Nefsimi çok
fazla savdiğimden,
Kurtarmak istiyorum, onu
Nar-ı cahim'den.) |