|
01
- İMAM-I GAZALİ
(Rahmetullahi Aleyh)
İki vaiz bıraktım
Sultan Sencer, İmam’ı
saraya etti davet.
O da kabul ederek, etti
buna icabet.
Girince, sultan onu
karşıladı ayakta.
Kucaklayıp, tahtına
oturttu onu hatta.
İmam dahi oturdu,
Besmele söyleyerek.
Buyurdu ki: Herkese
nasihat etmek gerek.
Ve lakin insanlara
nasihat etmek için,
Risalet kaynağından
alınır ruhsat, izin.
Resulullah buyurdu:
(Bir susan, bir konuşan,
İki nasihatçıyı bıraktım
size şu an.
Bunlardan birincisi,
ölümdür ki, konuşmaz.
Diğeri Kur'andır ki,
konuşup eder vaaz.)
Susan vaiz diyor ki
lisan-ı hali ile:
(İnsanları, pusuda
beklerim her an böyle.
Ecelleri gelince,
çıkarak o pusudan,
Aniden yakalarım,
vermeden fırsat, eman.)
Bu hali, şimdi görmek
isteyen varsa eğer,
Eski padişahların halini
düşünsünler.
Alparslan ve Melikşah,
Çağrı bey nerde, hani?
Şimdi toprak altında,
oldular hepsi fani.
Lisan-ı halleriyle diyor
ki şimdi onlar:
(Gafletle yaşamayın ey
şimdiki sultanlar!
Biz dahi sizin gibi bir
vakit sultan idik.
Lakin hiç tanımıyor ecel
sultan ve melik.)
Ey sultan, Allah sana
bahşetti doğru iman.
Güler yüz, güzel ahlak
ihsan etti sonradan.
Sultanlık nimetini
verdiyse Allah sana,
Sen de amel yaparak,
şükreyle bu ihsana.
Bu gün sultanlığınla
mağrur olma ki zinhar,
Senden daha kudretli,
sultanlar Sultanı var.)
Daha sonra dedi ki:
(Ben, oniki senedir,
Halktan uzaklaşmış ve
halen uzletteyimdir.
Şimdi, Nişabur’daki ilim
medresesine,
Müderris olmam için,
ısrar edilir yine.
Lakin arz edeyim ki şu
hususu ey sultan!
Benim hak sözlerimi,
kaldırmıyor bu zaman.
Bu zamanda, hak bir söz
söylerse biri eğer,
Kapı ve duvar bile,
aleyhine geçerler.
Bana söylenenleri rüyada
görse idim,
Bu, karışık bir rüya,
yahut kâbustur derdim.
İmam-ı a’zama da söz
demişim aleyhte.
İşte, buna tahammül
edemem katiyetle.
Bunun için, siz beni af
edin ki tedristen,
Tus’da, kendi halimle
yaşıyayım artık ben.)
Bu hadiseden sonra,
Tus’a döndü o yine.
Ve iki sene daha, hizmet
etti bu dine.
Ellibeş yaşına da
girince bu büyük zat,
Binyüzonbir yılında,
eyledi Hakk'a vuslat. |