|
83 -
EBU RAFİ
(Radıyallahü Anh)
İşte onlar
meleklerdi!
Ebu Süfyan, Mekke’ye
geldiğinde Bedir’den,
Kureyş’liler, başına
üşüştüler hep birden.
Büyük merak içinde sordu
ki Ebu Leheb:
(Bu hezimet doğru mu, ne
oldu buna sebep?)
O dedi ki: (Sormayın, o
gün öyle kimseler,
Bizimle savaştı ki,
tanıdık değildiler.
Beyaz atlara binmiş, beyaz
giymişlerdi hep.
Biz de anlayamadık, kim
idi onlar acep?)
Dinleyenler içinde vardı
ki bir müslüman,
Korkudan imanını
gizliyordu o zaman.
Bu mümin, Ebu Rafi adında
birisiydi.
Hem hazret-i Abbas’ın o
zaman kölesiydi.
O da Ebu Süfyan’dan
bunları dinleyince,
Mümin olduğu için
duygulandı bir nice.
Sevincinden herşeyi birden
unutuverdi.
Dedi ki: (İşte onlar,
Vallahi meleklerdi.)
O zaman Ebu Leheb çok
kızdı bu sözlere.
Onu tokatlayarak, kaldırıp
çarptı yere.
Hazret-i Abbas’ın da
hanımı oradaydı.
Onun bu yaptığını görüp
dayanamadı.
Müslüman olmuş idi o da
Çünkü önceden.
Kalınca bir kütüğü alarak
yerden hemen,
Vurdu Ebu Leheb’in başına
şiddetlice.
Kafası yarılarak, kanlar
aktı bir nice.
Adı Ümmül Fadl idi, dedi:
(Ya Eba Leheb!
Kimsesi yok diye mi
döversin onu acep?
Güçsüz gördün diye mi
yaptın bu hareketi?)
Deyip, Ebu Leheb’e
hakaretler eyledi.
O, hiç cevap vermeden, hem
de kanlar akarak,
Dönüp gitti evine, hor ve
hakir olarak.
Yine Safer ayında, o
Server-i enbiya,
Yakalandı aniden şiddetli
bir sıtmaya.
Ateşi, gün geçtikçe daha
yükseliyordu.
Hastalığın şiddeti
ziyadeleşiyordu.
Buyurdu: (Ya Aişe, emir
aldım Rabbimden.
Baki Kabristanına
gideceğim şimdi ben.
Gidip o kabristanda
yatanlara, bu gece,
İstiğfar edeceğim bu emir
gereğince.)
Ebu Rafi’i dahi, alaraktan
yanına,
Çıkıp gitti o gece, Baki
kabristanına.
Orada, uzun uzun duada
bulundular.
Onların affı için, Allah’a
yalvardılar.
Sonra buyurdular ki:
(Rabbim beni şu anda,
Seçmekte serbest kıldı,
iki şey arasında.
Bütün nimetleriyle, dünya
ile ahiret,
Arz edilip, dendi ki:
Birisini tercih et.
Allahü teâlâya vasıl olmak
için ben,
Ahiret nimetini seçtim bu
ikisinden.)
|