|
78 - HUBEYB BİN ADİY
(Radıyallahü Anh)
Bana selam
getirdi
Hubeyb, darağacında sıkı
bağlanmış iken,
Gözlerini kapayıp, şöyle
dedi içinden:
(Benden selam ulaştır ya
Rabbi Resulü'ne.
Bana bu yapılanı, göster
Onun gözüne.)
O böyle dediğinde, o sıra
Fahr-i cihan,
Eshabiyle bir yerde
oturuyordu o an.
Zeyd bin Harise der ki:
Resulullah ile biz,
Eshaptan birkaç kişi,
oturuyorduk sessiz.
Bir ara, sanki biri selam
verdi gaibden.
(Aleyküm selam!) dedi
Resulullah aniden.
Lakin biz göremedik selam
veren kişiyi.
Hemen Resulullahtan sual
ettik bu işi.
Buyurdu ki: (Cebrail,
biraz önce Mekke’den,
Bana selam getirdi
kardeşimiz Hubeyb’den.)
O ara bağırdı ki,
kâfirlerden birisi,
(İşte bu öldürmüştür baba
ve annenizi.
Onların öclerini varsa
almak isteyen,
Fırlatsın mızrağını üstüne
bunun hemen.)
O öyle bağırınca, bir anda
birçok mızrak,
Hubeyb’in vücuduna
saplandılar uçarak.
Yüzü, başka tarafa doğru
çevrili iken,
Hemen kendi kendine
Kâbe’ye döndü birden.
Saplanınca mızraklar ard
arda bedenine,
Halini, zerre kadar
değiştirmedi yine.
Diyordu: (Bütün bunlar,
Allah içindir ki hep,
Bu yüzden gam ve elem
çekmeye yoktur sebep.)
Sonra bir nazar edip,
kâfirlere aniden,
Dedi ki: (Ya ilahi,
kahreyle bunları sen!)
Onlar bu bedduayı işitince
Hubeyb’den,
Korkarak, herbirisi
kaçıştılar o yerden.
Vücudundan sel gibi
akarken kanları hep,
(La ilahe illallah)
diyordu yalnız Hubeyb.
Vererek bu şekilde en son
nefeslerini,
İçti masum olarak şehadet
şerbetini.
Kırk gün, darağacında
cesedi kaldı, lakin,
Kokmadı, çürümedi taze kan
aktı her gün.
Emretti Resulullah Mikdad
ile Zübeyr’e:
(Onun cenazesini alın da
gelin!) diye.
Bu arslanlar, Mekke’ye
girdiler geceleyin.
Cesedini oradan indirdiler
Hubeyb’in.
Deveye yükleyerek,
Medine’ye dönerken,
Müşrikler, önlerini
kestiler gelip birden.
Onlar da, cenazeyi yere
koyup o ara,
Mukabele ettiler o karşı
koyanlara.
Onlar, kâfirler ile
mücadele ederken,
Yer yarılıp, cesedi içine
aldı hemen.
Hazret-i Mikdad ile Zübeyr
bunu gördüler.
Gönül rahatlığıyle
Medine’ye döndüler.
|