|
75 - HATİP BİN EBİ
BELTEA
(Radıyallahü Anh)
Kâfirler
mağlub oldu
Uhud’da Übey adlı bir
müşrik var idi ki,
Atını, o Server’e doğru
sürdü bu şaki,
Dedi ki: (O Peygamber
olduğunu söyleyen,
Kim ise, çarpışmaya
karşıma çıksın hemen!)
Müşrikin bu sözünü duydu
Eshab-ı kiram.
Birisi, ona doğru yürüyor
idi ki tam,
Müsade etmeyerek o Server
buna fakat,
Kâfirin karşısına, kendisi
çıktı bizzat.
O an Übey alçağı, atını
mahmuzlayıp,
Resul'ün üzerine yürüdü
nara atıp.
Dedi ki: (Ya Muhammed, sen
kurtulursan eğer,
Bana nasib olmasın sağ
kurtulmak bu sefer.)
Baştan ayağa kadar,
bürünmüştü zırhlara.
Resulullaha doğru hücum
etti o ara.
Peygamber Efendimiz,
mızrağını alarak,
Müşriki nişan alıp, attı
ani olarak.
Mızrak uçup, kâfirin tam
boynuna saplandı.
Sığır gibi böğürüp,
atından yuvarlandı.
Kaburga kemikleri kırıldı
bu sebepten.
Müşrikler onu alıp,
götürdüler o yerden.
Yolda, (Muhammed beni
öldürdü!) diye diye,
Can verip, yuvarlandı azab-ı
ebediye.
Peygamber Efendimiz,
Eshabiyle o saat,
Uhud kayalığına çıkmayı
etti murad.
Lakin çıkamadılar, zira
çok yorulmuştu.
Vücuduna, yetmişten çok
kılıç vurulmuştu.
Hatib İbni Beltea,
Allah’ın Resulü'nü,
Yaralı halde görüp, çok
üzüldü o günü.
Dedi: (Ya Resulallah,
fedadır canım sana.
Kim yaptı sana bunu, haber
ver lütfen bana.)
O Server buyurdu ki:
(Utbe bin ebi Vakkas,
Taş ile bana vurup, dişimi
kırdı esas.)
Nereye gittiğini sual etti
Resulden.
O Server, işaretle
gösterdi onu hemen.
Hatib ibni Beltea, (Peki)
deyip bu defa,
Kılıcını sıyırıp, koşturdu
o tarafa.
Ve araya araya Utbe’yi
buldu o an.
Bir kılıçla, başını ayırdı
vücudundan.
Sonra kesik başını alarak
geldi yine,
Koydu Resulullahın
ayakları dibine.
Dedi: (Ya Resulallah, bu,
başıdır Utbe’nin.
Cezası, işte budur size
eza edenin.)
Peygamber Efendimiz, buna
çok sevindiler.
Ve (Allah razı olsun)
diye dua ettiler.
Müşrikler, Sahabe-i
kiramın karşısında,
Yine yenilmişlerdi bu Uhud
savaşında.
Yetmiş ölü vererek,
meydanı terk ettiler.
Yine Mekke’ye doğru, kaçıp
geri gittiler.
|