ŞİİRLERLE MENKIBELER

ESHÂB-I KİRAM

 

1.Cild

  Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

74 - VELİD BİN VELİD (Radıyallahü Anh)

Ayakları parçalandı

 

Bedir’de, esirlerden var idi ki bir kişi,

O, Halid bin Velid’in oluyordu kardeşi.

 

Gerçi o vakitlerde, Halid ibni Velid de,

Henüz erememişti iman ile tevhide.

 

İşte Halid bin Velid, kardeşi bu Velid’i,

Kurtarmak gayesiyle Medine’ye geldiydi.

 

Lakin ondan, kurtuluş fidyesi istediler.

(Onu ödemedikçe bırakmayız) dediler.

 

Halid, bu istenilen fidyeyi verdi hemen.

Ve kardeşini alıp, çıktılar Medine’den.

 

Mekke’ye varmak için, yürüdüler ileri.

Ve lakin az gidince, kardeşi döndü geri.

 

Ve doğruca gelerek Peygamber-i zişana,

Şehadeti getirip o gün geldi imana.

 

Tekrardan yola çıkıp, Mekke’ye vasıl oldu.

Onu, Halid bin Velid görünce şöyle sordu:

 

(Müslüman olacaktın ey Velid madem ki sen,

Bari önce olsaydın, fidyeyi ödemeden.)

 

Dedi ki: (Kureyşliler derlerdi ki o vakit,

Esaretten korktu da, müslüman oldu Velid.)

 

Halid sinirlenerek o zaman kardeşine,

Hapsetti onu hemen bir hücrenin içine.

 

O hücrede, (İyaş) ve (Seleme) adlarında,

İki müslüman daha kalırdı aynı anda.

 

Bir fırsatını bulup, Velid kaçtı o yerden.

Yine Resulullahın yanına vardı hemen.

 

Resulullah, İyaş ve Seleme’yi sordular.

Dedi: (Onlar, şiddetli işkence çekiyorlar.)

 

Resulullah üzülüp, buyurdu ki Eshaba:

(Bu iki müslümanı kim kurtarır acaba?)

 

Velid öne atılıp, dedi ki: (Ben gideyim.

Size, o ikisini kurtarıp getireyim.)

 

Tekrar geldi Mekke’ye ve gizledi kendini.

Sonra o müminlerin öğrendi yerlerini.

 

Tavansız bir odada, hapislerdi o vakit.

Düşündü: Bu iş için, gece daha müsait.

 

Ölümü göze alıp, gece olunca, hemen,

Duvardan içeriye atladı ses etmeden.

 

İplerini çözerek, bindirdi devesine.

Devenin yularını aldı kendi eline.

 

Resule varmak için, yaya ve yalın ayak,

Gizlice düştü yola, Mekke’den ayrılarak.

 

Çöllerin kavurucu sıcağında, böylece,

Yalın ayak ve yaya, gitti üç gün, üç gece.

 

Lakin çöl sıcağına hiç de aldırmıyordu.

Onu, Resul'ün aşkı, firakı yakıyordu.

 

Bu yolda ayakları parçalanıp begayet,

Gelip Resulullaha kavuştu en nihayet.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan