|
73 - HANZALA BİN EBİ
AMİR
(Radıyallahü Anh)
Tek tek şehid
oldular
Başta Resulullah ve bütün
Eshab-ı kiram,
Büyük bir mücadele
verdiler Uhud’da tam.
Allah’ın yardımı ve
Resul'ün himmetiyle,
Bozguna uğratıldı
müşrikler tamamiyle.
Çaresizlik içinde kalan
düşman, ansızın,
Kaçmaya başladılar arkaya
bakmaksızın.
Müşrik kadınları da,
ederek feryat figan,
Onlara yetişmeye
çalışırlardı o an.
Geride bırakarak, hep
ağırlıklarını,
Kaçarak kurtardılar
güçlükle canlarını.
Mücahidler, onların
düşerek peşlerine,
Yetişip, birçoğunu
öldürdüler hep yine.
Kat be kat üstün iken,
sayı, silah yönünden,
Şimdi kaçıyorlardı
müminlerin önünden.
Perişan olmuşlardı
müşrikler bu savaşta.
Kaçmaya başladılar,
reisleri en başta.
Hatta birbirlerini adeta
çiğneyerek,
Bu savaş meydanını
ederlerdi şimdi terk.
Ebu Süfyan bin Harb de,
kaçıyordu ki hızla,
Arkasından koşarak
yetişmişti Hanzala.
Atının ayağına bir kılıç
vurdu hemen.
Atı çöküp, kendisi yere
düştü üstünden.
Ve bütün gücü ile bağırdı:
(Gelin, gelin!
Hanzala’nın elinden beni
halas eyleyin!)
O, seslendi ise de böyle
feryad ederek,
Onlar ilgilenmedi onunla
yine de pek.
Zira hep can derdine
düşmüşlerdi cümlesi.
Ardlarına bakmadan
kaçıyorlardı hepsi.
Arneyn geçidindeki elli
okçu mücahid,
Bu durumu, onlar da görür
görmez o vakit,
Savaşın bittiğini kuvvetle
zannederek,
Vazife yerlerini bazısı
eyledi terk.
Onların gittiğini gördü
Halid bin Velid.
Zaten o, bu durumu
bekliyordu o vakit.
Geçitteki erlerin
gittiğini görünce,
Emrindeki birlikle hücum
etti hemence.
Abdullah bin Cübeyr’i
dinleyen mücahidler,
Oniki kişi olup, derhal
safa geçtiler.
Önce, bitene kadar
sadaktaki okları,
Müthiş ok yağmuruna
tuttular hep onları.
Düşman süvarileri çok
yaklaşınca ise,
Kılıçla çarpıştılar, artık
göğüs göğüse.
Lakin hücum edenler, çok
kalabalıklardı.
Hatta bire yirmibeş gibi
bir nisbet vardı.
Müminler, kanlarının son
damlasına kadar,
Çarpışıp, en sonunda hepsi
şehid oldular.
Birbiri arkasından,
mübarek vücudları,
Yere düşüp, Cennete kanat
çırptı ruhları.
|