|
70 -
ES'AD BİN ZÜRARE
(Radıyallahü Anh)
İkinci akabe
biatı
Onüç yıl geçmişti ki
bi’setten itibaren,
Müşriklerin o zulmü
sürüyor idi aynen.
Hatta işkenceleri son
haddine varmıştı.
Öyle ki, dayanılmaz bir
hale ulaşmıştı.
Ve lakin Medine’de, Es'ad
ibni Zürare,
Ve Mus’ab bin Umeyr’in
üstün gayretleriyle,
İslamla şereflendi Evs ile
Hazrec’liler.
O imanla, huzur ve sevinç
içindeydiler.
Mekke’de eza gören cümle
müslümanlara,
Kucaklarını açmış,
beklerlerdi o ara.
En büyük arzuları şu idi
ki: O Server,
Hicretle Medine’ye teşrif
ediverseler.
Hepsi, mal ve canını, Onun
için ruz-ü şeb,
Feda edeceğine söz
vermişler idi hep.
Nihayet Hac mevsimi gelmiş
idi o sene.
Onların bu aşkları,
çıkmıştı zirvesine.
Es'ad bin Zürare’yle
birlikte hem o zaman,
Yetmişüç erkek ile, iki
kadın müslüman,
Medine’den Mekke’ye gelip
hac eylediler.
Resulle Akabe’de bir araya
geldiler.
Görüşüp konuşarak o
Server'le ayrıca,
Hicret etmelerini ettiler
arz ve rica.
Peygamberin amcası
Hazret-i Abbas dahi,
Hazır bulunuyordu orada
bizatihi.
Dedi: (Bu, biliniz ki,
kardeşimin oğludur.
İnsanlardan en fazla
sevdiğim kişi Odur.
Siz Onu tasdik edip ve
tâbi olduysanız,
Ve alıp götürmekte kati
kararlıysanız,
Beni tatmin edecek söz
verin şimdi bana.
Bir zarar gelmemeli asla
Onun kılına.
Onu, layıkı ile koruyacak
iseniz,
Ne a’la, yanınızda
götürün, yoktur beis.
Yok, oraya gidince, Onu
yalnız başına,
Bırakacak iseniz,
götürmeyin boşuna.)
Onun sözü bitince, Es'ad
ibni Zürare,
Resulden izin alıp,
başladı şu sözlere:
(Ya Resulallah bizler,
kalbimizle büsbütün,
İman edip ve size tâbi
olduk topyekün.
Size kucak açmakta, olduk
bütün ve birlik.
Bu şerefli görevi, vacib
ve lazım bildik.
Kendi çocuğumuzu nasıl
koruyor isek,
Sizi dahi öylece koruruz,
bu bir gerçek.
Ve sizi, kanımızın son
damlasına kadar,
Koruyacağımıza, yeminle
verdik karar,
Bu babta, aramızda tam
mutabakat vardır.
Dilimiz ne söylerse,
kalbimiz de aynıdır.)
|