|
67 - MUHAMMED BİN
MESLEME
(Radıyallahü Anh)
Umre için
çıktılar
Bir sene geçmişti ki
Hudeybiye sulhünden,
Ve kurban bayramına bir ay
zaman var iken,
Peygamber Efendimiz,
emretti Eshabına.
Ki, hemen başlasınlar umre
hazırlığına.
Lüzumlu hazırlığı yapıp
tamamladılar.
Yanlarına, kurbanlık
yetmiş deve aldılar.
Muhammed bir Mesleme
hazretlerinin dahi,
Emrine, Sahabeden verildi
yüz süvari.
Onlar da, yanlarına, ok
kılıç, zırh ve mızrak,
Ve daha bunlar gibi harpte
kullanılacak,
Silahları alarak, önden
yola çıktılar.
Zira bu müşriklere
güvenilmezdi zinhar.
Eshaptan bazıları, dedi:
(Ya Resulallah!
Hani almayacaktık yanımıza
hiç silah?)
Cevaben buyurdu ki o
Server-i kainat:
(Biz bunları, Harem’e
sokmayacağız fakat.
Bize bir saldırıda
bulunurlarsa onlar,
Elimizin altında bulunsun
bu silahlar.)
İki bin sahabiyle, o
şerefli Peygamber,
O gün yola çıktılar,
Mekke’ye hep beraber.
Eshabı, bir heyecan
kaplamış idi gayet.
Zira edeceklerdi
yurtlarını ziyaret.
Resulullah uğrunda bırakıp
geldikleri,
İslamı yaymak için, hemen
terk ettikleri,
Ev ve ocaklarını
göreceklerdi zira.
Bu, sevinç ve heyecan
vermiş idi onlara.
Yıllardır gözlerinden yaş
değil, kan akıtan,
Ve onlara her türlü eza ve
cefa yapan,
Kâfirlere, gösterip
islamın şerefini,
Hayran kılacaklardı Kureyş
müşriklerini.
Belki de, bunu gören
müşrikler, bu sebeple,
Şerefleneceklerdi imana
gelmek ile.
Zülhuleyfe denilen mevkiye
gelince tam,
Durdu ve ihram giydi Resul
aleyhisselam.
Şanlı sahabiler de,
oldular Ona tâbi.
Beyazlara büründü Resul ve
her sahabi.
Ve telbiye yaparak yola
devam ettiler.
Tekbir sedalarıyla gökleri
inlettiler.
Muhammed bin Mesleme,
teçhizatlı olarak,
Mekke’ye yaklaşınca,
korkuya kapıldı halk.
Baktılar ki, bir birlik
silahlı gelmişlerdir.
Korku ile yaklaşıp,
dediler ki: (Bu nedir?)
Dedi: (Askerleridir bunlar
Resulullahın.
Allah izin verirse, onlar
da gelir yarın.)
Dönüp, Mekkelilere bunu
haber verdiler.
Onlar da bunu duyup, savaş
var zannettiler.
İşin hakikatini öğrenmek
maksadıyle,
Bir heyet tertib edip,
gönderdiler Resule.
|