|
66 - MUS'AB BİN UMEYR
(Radıyallahü Anh)
Sürur senesi
Üseyyid’e sordu ki Sa’d
bin Muaz hemen:
(O Mekkeli adamı kovdun mu
o haneden?)
Cevabında dedi ki: (Gittim
onun yanına.
Sözlerini dinleyip, çok
hayran oldum ona.
Bana, öyle hoş şeyler
okudu ki ya Sa’d!
Onların tesiriyle bir hoş
oldum o saat.)
Sa’d kalktı hışımla, vardı
hemen o eve.
Girerek, çok hiddetle
başladı söylenmeye.
Ve hazret-i Mus’aba dedi
ki: (Sen bana bak!
Bu diyardan çekil git,
yoksa fena olacak.)
Lakin Mus’ab bin Umeyr,
onu, güler yüz ile,
Karşılayıp dedi ki: (Sakin
ol, otur hele.)
Gayet nazik olarak dedi:
(Ey ibni Muaz!
İstersen gayemizi
eyleyeyim sana arz.
Sözlerimiz hoşuna gider
ise, ne a’la.
Aksi halde bu yeri terk
ederiz pekala.)
Bu yumuşacık sözler, onu
sakinleştirdi.
Dedi: (Ne okuyorsan bana
da oku haydi.)
Mus’ab, islamiyet’i
anlattı ona önce.
Sa’d çok duygulandı
Mus’abı dinleyince.
Kalbinde, tatlı tatlı
birşeyler oluyordu.
Sanki temiz bir şeyle
kalbi yıkanıyordu.
Sonra Kur’an okudu Mus’ab
tatlı sesiyle.
Kendinden geçiyordu o,
bunun tesiriyle.
Okuması bitince, dedi ki
ona ilkin:
(Ne yapmam gerekiyor imana
gelmek için?)
Kelime-i tevhidi öğrendi
sevinerek.
O da iman eyledi şehadet
söyleyerek.
Sonra koştu evine ve aldı
abdestini.
Topladı etrafına cümle
kabilesini.
Üseyyid bin Hudayr’ı dahi
alıp yanına,
Şöyle hitab eyledi Eşhel
oğullarına:
(Nasıl biliyorsunuz siz
beni ey insanlar?)
Onlar, hep bir ağızdan
şöyle cevapladılar:
Dediler: (Elbette sen,
bizim reisimizsin.
Canımızı istesen, veririz
senin için.
Bize, ne emredersen
getiririz yerine,
Sana mutlak tabiyiz,
muntazırız emrine.)
Dedi ki: (Öyle ise, olsun
ki haberiniz,
Ben şimdi müslümanım, siz
de iman ediniz.)
O böyle söyleyince,
bilcümle kabilesi,
Hiç itiraz etmeden, imana
geldi hepsi.
Kırdılar putlarını, hem
kendi elleriyle.
Çınladı yer gök o gün, hep
tekbir sesleriyle.
Bu hadiseden sonra, cümle
Medineliler,
Evs ve Hazrec, tamamen hep
imana geldiler.
Buna, Resulullah da pek
çok sevindiğinden,
(Sürur senesi) dendi bu
seneye bu yüzden.
|