|
63 - SAFİYYE BİNTİ
ABDÜLMUTTALİP
(Radıyallahü Anha)
İtiraz
eyleme!
Bu hatun, halasıdır
Hazret-i Peygamberin.
Annesidir hem dahi
Sahabeden Zübeyr’in.
Oğlu ile birlikte, imana
geldi bir gün.
Hicret etti sonra da, emri
ile Resul'ün.
İmanları kuvvetli olmuştu
evladiyle.
Hizmet etti islama, hem de
kadın haliyle.
Bir gün Ebu Leheb'in,
çıkarak karşısına,
Dedi ki: (Ey kardeşim,
yakışır mı bu sana?
Muhammed-ül emine hor,
hakir bakıyorsun.
Onun nübüvvetine niçin
inanmıyorsun?
Vallahi hep âlimler
diyorlar ki şimdiden,
Bir Peygamber gelecek
bugünlerde Kureyş’ten.
O Nebi işte budur, gel,
eyleme itiraz.
İman eyle sen dahi, var
ise aklın biraz.)
Hazret-i Safiyye’nin
davetine karşılık,
Yine iman etmeyip, küfürde
kaldı artık.
Resul'ün validesi Âmine
Hatun ile,
Safiyye’nin annesi,
kardeşti birbiriyle.
Yani Safiyye Hatun hem
baba, hem anneden,
Akraba oluyordu Peygambere
önceden.
Hatun iken, cenklere
katılırdı yine de.
Ve lakin Uhud günü
kalmıştı Medine’de.
Hassan ibni Sabit’in
köşkünde bulunurken,
Sokulmak istediler
yahudiler gizliden.
Hatta köşkün dibine,
göndererek birini,
Dinlemek istediler, ne
olup bittiğini.
Safiyye, onu görüp,
pencereyi açmadan,
Seslendi ki: (Ey Hassan,
öldür şunu kaçmadan!)
Lakin o, sakat idi,
özürlüydü bacağı.
Kendisi, bir kalası kapıp
indi aşağı.
Yahudinin başına indirdi
birdenbire.
Müşrik, ölü olarak
devrildi hemen yere.
Sonra da, kılıcını asarak
omuzuna,
Cenk etmek maksadıyla,
düştü Uhud yoluna.
O sırada Uhud’da
karışmıştı cenk yeri.
Sahabe, şaşkınlıktan
çekildiler az geri.
İşte Safiyye Hatun yetişti
tam o ara.
Kılıcını sıyırıp, hücum
etti küffara.
Bir yandan da Eshaba
cesaret veriyordu.
(Ey müminler toplanın,
dağılmayın!) diyordu.
Peygamber Efendimiz,
çağırarak Zübeyr’i,
Buyurdu ki: (Annene
söyle de, çıksın geri.
Zira vakıf olursa Hamza’ya
yapılana,
Dayanamaz, kederden halel
gelir aklına.)
Onun bu şecaati, destan
oldu dillere.
Bu güzel halleriyle, taht
kurdu gönüllere.
Yetmişüç yaşındayken vefat
etti mübarek.
Hayatı, nesillere oldu
güzel bir örnek.
|