|
60 -
FATIMA BİNTİ ESED
(Radıyallahü Anha)
İsmini Ali
koydum!
O Hazret-i Ali ki,
dördüncü halifedir.
Bilcümle evliyanın baş
tacı, seyyididir.
Babası Ebu Talip,
Fatıma’dır annesi.
Doğmuş idi hicretten
yirmiüç yıl öncesi.
Fatıma Hatun der ki: Bir
gün tavaf yapardım.
Bir doğum sancısıyla
birden rahatsızlandım.
Allah’ın Resulü' de
yakınımdaydı o an.
Halimi arz eyledim
kendisine o zaman.
Ve rica eyledim ki: (Ya
Muhammed-ül emin!
Oğlum olması için, bana
dua eyleyin.)
Buyurdu ki: (Ederim ve
lakin bir şart ile.
Eğer oğlan olursa, söz ver
bana vermeye.)
Dedim ki: (Ben ve zevcim,
size söz veriyoruz.
Doğacak oğlumuzu, sana
nezrediyoruz.)
O zaman dua edip, buyurdu:
(Durma daha.
Tavafını bitirip, gir
hemen Beytullaha.)
Ben Kâbe’ye girerek, dua
ettim hem dahi:
(Bana, hayırlı oğul ihsan
et ya ilahi!)
Geldi Hazret-i Ali bu
dünya âlemine.
Konuldu adet üzre bir
beşiğin içine.
Ebu Talip, oğlunun görmek
için yüzünü,
Kaldırmak isteyince
yüzünün örtüsünü,
Çocuk, hemen kuvvetle
yapışıp örtüsüne,
Müsade etmedi ki, bir an
baksın yüzüne.
Fatıma da emzirmek
istediyse de, fakat,
Bir müddet, ona dahi
etmedi muvafakat.
Şaşırdılar çocuğun bu hali
nedir? diye.
Az sonra, Resulullah
teşrif etti haneye.
Onlar Onu görünce, bir
hayli sevindiler.
(Ya Muhammed-ül emin, safa
geldin!) dediler.
Resulullah, beşiğin yanına
vardığında,
Nur çocuk, mışıl mışıl
uyurdu yatağında.
Lakin Resulullahın alınca
kokusunu,
Örtüsünü kaldırıp, ilk
defa gördü Onu.
Neşelendi, sevindi ve
atıldı Resule.
Sanki şöyle diyordu
lisan-ı hali ile:
(Çok şükür nail oldum
devlet-i didarına.
Açmadım hiç yüzümü, senden
gayrılarına.
Henüz beni görmeden
validemle pederim,
İstedim sen göresin, buydu
benim emelim.)
O Server, onu alıp mübarek
kucağına,
Ezan ve ikameti okudu
kulağına.
(İsmini ne koydunuz?)
diye sual edince.
Dediler ki: (Senindir, koy
arzu ettiğince.)
Buyurdu: (Madem bana
havale edersiniz,
Ali koymak isterim,
muvafık mı dersiniz?)
Fatıma arz etti ki:
(Gaibden bana dahi,
Bu ismi vermemizi demişti
biri sahi.)
|