|
55 - ÜSAME BİN ZEYD
(Radıyallahü Anh)
Resulullah
hastalandı
Olmuştu ki hicretin
onbirinci senesi.
Ve Safer yirmialtı,
günlerden Cumartesi,
Buyurdu Resulullah cümle
sahabilere:
(Bir ordu hazırlansın
çıkmak için sefere!)
Hazret-i Üsame’yi çağırıp
huzuruna,
kumandan tayin etti,
Sahabe ordusuna.
Buyurdu: (Ey Üsame, çık
Allah’ın ismiyle.
Yürü islam dinini
yüceltmek gayesiyle.
Şam’a ve Filistin’e,
oradan Darum’a git.
Baban, o topraklarda
olmuştu zira şehid.
Allah’ın izni ile, git de
o topraklara,
Çiğnet o zalimleri,
develerle atlara.
Varacağın yerlere, öyle
hızlı ve seri,
Git ki, geleceğinden
olmasın haberleri.)
Sonra, kendi eliyle
sancağı bağladı ve,
Hazret-i Üsame’ye verip
çıktı minbere.
Buyurdu: (Üsame’nin
babası olan Zeyd’i,
Hepiniz bilirsiniz, çok
iyi bir kimseydi.
Nasıl kumandanlığa, o, çok
layık idiyse,
Yine benim katımda, o
nasıl sevgiliyse,
Oğlu Üsame dahi, emirliğe
layıktır.
Onun dahi katımda, büyük
değeri vardır.)
Üsame, ordusuyla vardı
Cürf menziline.
Eshabın büyükleri tabiydi
kendisine.
Hazret-i Ebu Bekir,
Hazret-i Ömer, Osman,
Hazret-i Üsame’nin
emrindeydi o zaman.
Üsame hazretleri, çıkmak
için sefere,
Geldi Resulullaha veda
etmek üzere.
Vedalaşıp, ordunun başına
geçti hemen.
Gazaya çıkmak için
harekete geçerken,
Annesi tarafından,
kendisine bir haber,
Geldi ki: (Şu sırada
hastalandı Peygamber.)
Takvimler yirmisekiz
Safer’i gösterirken,
Sıtmaya yakalandı
Resulullah aniden.
Bu haberi alınca, Üsame
hazretleri,
Ziyaret etti tekrar evinde
o Server’i.
Abdullah ibni Mes'ud
anlatır ki: O günde,
Bazımız toplanmıştık o
Server’in önünde.
Bize bakıp, o kadar ağladı
ki hüznünden,
Akardı gözyaşları, mübarek
nur yüzünden.
Sonra buyurdular ki:
(Merhaba ey Eshabım!
Sizi, her sıkıntıdan hıfz
eylesin Allah’ım.
Rızkınıza bereket ve hayır
versin size.
Hepimiz bir gün elbet,
döneriz Rabbimize.)
Dedik: (Ya Resulallah, ne
için hazretiniz,
Eceliniz yaklaşmış gibi
söz edersiniz?)
Buyurdu: (Veda vakti
yaklaştı bu dünyaya.
Artık yakın olurum Allahü
teâlâya.)
|