|
52 - SÜHEYL BİN AMR
(Radıyallahü Anh)
Mecburen
anlaştılar
Hudeybiye gününde,
bindörtyüz mücahid er,
Söz verip, biat etti
Resulle birer birer.
Dediler: (Biz hepimiz,
muntazırız emrine.
Bize ne emredersen,
getiririz yerine.
Düşman ile çarpışıp, ya
Mekke’yi alırız,
Yahut da bu uğurda tek tek
şehid oluruz.)
Resule, bu şekilde
söyleyip birer birer,
(Ölmek var, dönmek yoktur)
diyerek söz verdiler.
Sonra, kılıçlarını çekerek
kınlarından,
İşaret beklediler Resul-i
kibriyadan.
Ve lakin bu esnada, islam
karargahını,
Gözetleyen casuslar,
tesbit etti bu anı.
Gelip haber verdiler
Kureyş müşriklerine.
Bu sebepten hepsinin,
korku düştü içine.
O gece, müşriklerden, elli
kadar atlılar,
İslam askerlerine aniden
saldırdılar.
Ve lakin nöbetçiler,
verdiler derslerini.
Kıskıvrak yakalayıp,
bağladılar hepsini.
O zaman o müşrikler,
anladı ki böylece,
Müslümanlar hazırlar
savaşa gün ve gece.
Kendi aralarında istişare
yaparak,
Dediler ki: (Şart oldu
Muhammed’le andlaşmak.)
Ve hemen Süheyl ibni
Amr’ın başkanlığında,
Bir elçi heyetini
gönderdiler anında.
Peygamber Efendimiz,
Kureyş elçilerini,
Kabul edip, dinledi, arzu
isteklerini.
Elçiler dediler ki: (Tutup
hapsettiğiniz,
Bizim o askerleri
salmanızı isteriz.)
Peygamber Efendimiz
buyurdu ki cevaben:
(Benim Eshabımı da, siz
tuttunuz esasen.
Siz benim Eshabımı
salmazsanız eğer ki,
Ben de, o esirleri
bırakmam elbette ki.)
Süheyl cevap verdi ki:
(Doğrudur, haklısınız.
Bize, adaletli ve insaflı
davrandınız.)
Ve hazret-i Osman’la, on
kadar sahabinin,
Bırakılmalarını sağladı
hemen ilkin.
Ve bunun üzerine, o
Sevgili Peygamber,
O esir müşrikleri derhal
salıverdiler.
Sonra, o elçilerle
konuşmalar yapıldı.
Nihayet neticede,
andlaşmaya varıldı.
O gün, müslümanlarla
müşrikler arasında,
Antlaşma yapılması, çok
mühimdi aslında.
Zira müslümanların bir
(devlet) olduğunu,
Onlar da kabul etmiş,
tasdikliyordu bunu.
Bu, müslümanlar için bir
zaferdi esasen.
Bunu, o müşrikler de kabul
etmişti zaten.
Sıra, yazılmasına gelmişti
sözleşmenin.
Katip, hazret-i Ali
seçildi bunun için.
|