ŞİİRLERLE MENKIBELER

ESHÂB-I KİRAM

 

1.Cild

  Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

51 - ZEYD BİN HARİSE (Radıyallahü Anh)

Taiflileri imana davet

 

Mekke’deki müşrikler, Resulden çok mucize,

Görseler de, imana gelmiyordu hiç kimse.

 

Hatta müslümanlara eza ve işkenceler,

Yaparlardı ki, buna, üzüldü Hayrül-beşer.

 

Bir gün düşündüler ki: Bir gideyim Taif'e.

Belki kabul ederler islamı o taife.

 

Ve Zeyd bin Harise’yi yanlarına aldılar. 

Mekke yakınındaki o diyara vardılar.

 

Orada, Abd-i Yalil, Habib ve Mes’ud diye,

Oranın eşrafından rastladı üç kimseye.

 

Onlarla konuşarak, islama etti davet.

Lakin onlar, Resule ettiler çok hakaret.

 

Dediler: (Allah -hâşâ- Peygamber gönderecek,

Senden başka birini bulamadı mı acep?

 

Senin bu söylediğin şeyleri, kendi kavmin,

Kabul etmediler de, şimdi bize mi geldin?

 

Buraya gelmek için, izin aldın mı bizden?

Çabuk terket burayı, git bizim ülkemizden.)

 

Peygamber Efendimiz, bir cevap vermeyerek,

Onların yanlarından ayrıldı üzülerek.

 

Gitti mahzun bir halde, Sakif kabilesine.

Ve anlattı islamı o yer ahalisine.

 

Bir ay, o insanları islama etti davet.

Ve lakin tek bir kişi eylemedi icabet.

 

Hem istihza ettiler, hatta yuhaladılar.

Gençleri toplayarak, hem de taşa tuttular.

 

Hazret-i Zeyd, Resule siper etti kendini.

Korudu o taşlardan Allah’ın Habibini.

 

Resul'ün etrafında pervane dönüyordu.

Ona zarar gelmesin diye çırpınıyordu.

 

Taşlar, hazret-i Zeyd’in başına, ayağına,

Geliyordu, lakin o aldırmıyordu buna.

 

Çünkü Resulullahı o hep düşünüyordu.

Canım, Onun uğrunda feda olsun diyordu.

 

Vücuduna, peşpeşe gelen taşlardan sebep,

Zeyd’in bütün bedeni, kan içinde kaldı hep.

 

O zalimlere karşı, avazı çıktığınca,

Bağırıyor idi ki bu arada ayrıca:

 

(Yapmayın, taş atmayın, Resulullahtır bu zat!

Sizi, islam dinine davete geldi bizzat.

 

Parça parça edin de siz beni ey insanlar!

Lakin Resulullaha vermeyin asla zarar.)

 

Buna rağmen o taşlar, aşarak Zeyd’i dahi,

Resul'ün vücuduna erişirdi nihai.

 

Mübarek ayakları, kan içinde kalarak,

Ayrıldılar oradan, gayet mahzun olarak.

 

İlerdeki bir bağda, oturup dinlendiler.

Sonra, yaralarını, kanlarını sildiler.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan