|
51 - ZEYD BİN HARİSE
(Radıyallahü Anh)
Taiflileri
imana davet
Mekke’deki müşrikler,
Resulden çok mucize,
Görseler de, imana
gelmiyordu hiç kimse.
Hatta müslümanlara eza ve
işkenceler,
Yaparlardı ki, buna,
üzüldü Hayrül-beşer.
Bir gün düşündüler ki: Bir
gideyim Taif'e.
Belki kabul ederler islamı
o taife.
Ve Zeyd bin Harise’yi
yanlarına aldılar.
Mekke yakınındaki o diyara
vardılar.
Orada, Abd-i Yalil, Habib
ve Mes’ud diye,
Oranın eşrafından rastladı
üç kimseye.
Onlarla konuşarak, islama
etti davet.
Lakin onlar, Resule
ettiler çok hakaret.
Dediler: (Allah -hâşâ-
Peygamber gönderecek,
Senden başka birini
bulamadı mı acep?
Senin bu söylediğin
şeyleri, kendi kavmin,
Kabul etmediler de, şimdi
bize mi geldin?
Buraya gelmek için, izin
aldın mı bizden?
Çabuk terket burayı, git
bizim ülkemizden.)
Peygamber Efendimiz, bir
cevap vermeyerek,
Onların yanlarından
ayrıldı üzülerek.
Gitti mahzun bir halde,
Sakif kabilesine.
Ve anlattı islamı o yer
ahalisine.
Bir ay, o insanları islama
etti davet.
Ve lakin tek bir kişi
eylemedi icabet.
Hem istihza ettiler, hatta
yuhaladılar.
Gençleri toplayarak, hem
de taşa tuttular.
Hazret-i Zeyd, Resule
siper etti kendini.
Korudu o taşlardan
Allah’ın Habibini.
Resul'ün etrafında pervane
dönüyordu.
Ona zarar gelmesin diye
çırpınıyordu.
Taşlar, hazret-i Zeyd’in
başına, ayağına,
Geliyordu, lakin o
aldırmıyordu buna.
Çünkü Resulullahı o hep
düşünüyordu.
Canım, Onun uğrunda feda
olsun diyordu.
Vücuduna, peşpeşe gelen
taşlardan sebep,
Zeyd’in bütün bedeni, kan
içinde kaldı hep.
O zalimlere karşı, avazı
çıktığınca,
Bağırıyor idi ki bu arada
ayrıca:
(Yapmayın, taş atmayın,
Resulullahtır bu zat!
Sizi, islam dinine davete
geldi bizzat.
Parça parça edin de siz
beni ey insanlar!
Lakin Resulullaha vermeyin
asla zarar.)
Buna rağmen o taşlar,
aşarak Zeyd’i dahi,
Resul'ün vücuduna erişirdi
nihai.
Mübarek ayakları, kan
içinde kalarak,
Ayrıldılar oradan, gayet
mahzun olarak.
İlerdeki bir bağda, oturup
dinlendiler.
Sonra, yaralarını,
kanlarını sildiler.
|