|
51 - ZEYD BİN HARİSE
(Radıyallahü Anh)
Kendisine
soralım
Zeyd çocukken, annesi, onu
alıp yanına,
Ziyarete giderdi bir gün
akrabasına.
Lakin yolda haydutlar,
Zeyd’i esir aldılar.
Sonra, bir panayırda
satlığa çıkardılar.
Hazret-i Hatice’nin vardı
ki bir yeğeni,
Gördü bu panayıra bir esir
geldiğini.
Onu, dörtyüz dirheme hemen
satın alarak,
Halası Hatice’ye verdi
hibe olarak.
O da hediye etti Zeyd’i
Resulullaha.
Zeyd artık, o Server’den
ayrılmadı bir daha.
Resul onu alınca, aynı gün
etti azad.
Ve onu çok severek, edindi
hemen evlat.
Lakin onu, babası,
ediyordu çok merak.
Perişan etti onu, bu
ayrılık, bu firak.
Zira henüz çocukken
kaybetmişti oğlunu.
Diyar diyar gezerek
arıyordu hep onu.
Bir yıl, o kabileden
Beytullaha geldiler.
Zeyd’i orada görüp, ona
haber verdiler.
Babası çok sevinip,
kardeşini alarak,
Cebine, bu maksatla hayli
para koyarak,
Kölelikten kurtarmak
gayesiyle oğlunu,
Sevinç ve heyecanla tuttu
Mekke yolunu.
Sonra, Resulullahın evini
öğrenerek,
Çıktı huzurlarına
iltifatlar ederek.
Dedi ki: (Ey Kureyş’in
büyüğü, efendisi!
Haşimoğullarının en
şerefli kişisi!
Duydum ki, yanınızda köle
imiş oğlumuz.
Onun azad olması, en
yegane arzumuz.
İstediğin parayı vereyim
bol olarak.
Yeter ki, oğlum Zeyd’i
azad et, serbest bırak.)
Resul onu dinleyip,
buyurdu ki: (Ey kişi!
Çağırıp, kendisine soralım
biz bu işi.
Sizin ile gitmeyi isterse
evladınız,
Bir şey istemiyorum, sizin
olsun, alınız.
Lakin sizi değil de,
tercih ederse beni,
Veremem hiç kimseye beni
tercih edeni.)
Sonra, Zeyd’e sordu ki:
(Kimlerdir bu ikisi?)
Dedi ki: (Biri babam,
amcamdır ötekisi.)
Buyurdu: (Bunlar seni
gelmişler almak için,
Serbestsin, ister kalır,
ister gidebilirsin.)
O, hemen Peygamberin
yanına sokularak,
Dedi: (Ölene kadar,
isterim burda kalmak.
Zira sizden gördüğüm bu
şefkati, Vallahi,
Gösteremez oğluna, bir
anne baba dahi.
Benim için kölelik,
buradan ayrılmaktır.
Ve benim hürriyetim, size
köle olmaktır.)
Babası bunu duyup, sürur
geldi kalbine.
Ve müsterih olarak, döndü
memleketine.
|