|
50 - EBU HUZEYFE
(Radıyallahü Anh)
Resulullah
mani oldu
Şanlı islam ordusu Bedir’e
vardığında,
Hep birlikte tekbirler
getirdiler anında.
Başlamak üzereydi savaşa
iki ordu.
Heyecan, son haddine
gelmiş bulunuyordu.
Lakin şöyle bir adet var
idi ki o zaman,
Harb edecek ordular, henüz
karşılaşmadan,
Önce, iki taraftan
yiğitler çıkıyordu.
Karşılıklı olarak, bunlar
çarpışıyordu.
Bu ilk çarpışmalarla,
taraflar, yavaş yavaş,
Harbe ısınırlardı olmadan
henüz savaş.
Müşriklerden birisi,
çiğneyip bu adeti,
Bir ok atıp, Eshaptan
birini şehid etti.
Bu hareket, güç geldi
Sahabe-i kirama.
İçleri volkan gibi başladı
kaynamaya.
O sırada üç kâfir, ileriye
çıktılar.
Üçü de, en azılı islam
düşmanıydılar.
Bunlar, Utbe ve Şeybe iki
birader idi.
Üçüncüsü, Utbe’nin oğlu
olan Velid’di.
Bunlar, mücahidlere şöyle
nida ettiler:
(Bizimle çarpışacak
içinizde var mı er?)
Mücahidlerden Ebu Huzeyfe
hazretleri,
Kılıcını sıyırıp, hemen
çıktı ileri.
Utbe, babası idi hem de bu
sahabinin.
Fırladı babasıyla çarpışma
yapmak için.
Ve lakin Resulullah, ona
mani oldular.
(Dur ya Eba Huzeyfe, sen
gitme!)
buyurdular.
Sonra Afra hatunun iki
oğlu, beraber,
Muaz ile Muavvez adlı iki
birader,
İleriye çıktılar, onlarla
çarpışmaya.
Bir de çıktı ileri
Abdullah bin Revaha.
Müşrikler, (Siz kimsiniz?)
diye sual ettiler.
Onlar, (Biz Medine’li
müminleriz) dediler.
Müşrikler seslendi ki:
(Sizinle yok işimiz.
Biz, kendi kavmimizden
insanları isteriz.
Ya Muhammed, sen bize,
kavmimizden bize denk,
Bahadırlar gönder ki,
onlarla edelim cenk.)
O zaman Resulullah, üç
yiğit sahabiye,
Dua edip emretti:
(Geriye dönün!) diye.
Sonra da Eshabını süzerek
ayrı ayrı,
Buyurdu ki: (Kalkınız
ey Haşimoğulları!
Allah’ın bu dinini
söndürmek için gelen,
Şu müşriklere karşı,
çarpışın çekinmeden.)
Sonra, isimleriyle
çağırdılar tek be tek:
(Kalk ya Ali, ya Hamza, ya
Ubeyde!)
diyerek.
Resul'ün emri ile, bu üç
büyük sahabi,
Çıktılar ileriye, hemen
arslanlar gibi.
Kılıçları sıyırıp, hemen
ilerlediler.
Üç azılı kâfirin karşısına
geçtiler.
|