|
47 - NUAYM BİN MES'UD
(Radıyallahü Anh)
Cibril müjde
getirdi
Nuaym, yahudilere ve
Kureyş'e giderek,
Araya, bir tefrika soktu
yalan diyerek.
Zira Resulullahtan almıştı
şöyle izin:
Harp hiyledir, bu yüzden
herşey diyebilirsin.
Yahudiler, Nuaym’ın sözünü
dinleyince,
Hak verip, teşekkürler
ettiler ona nice.
Nuaym ise, oradan Kureyş'e
gitti hemen.
Dedi: (Beni Kureyza rehine
ister sizden.
Onları, Muhammed'e teslim
edeceklermiş.
Muhammed de onlara, bazı
şeyler söz vermiş.
Yani Beni Kureyza,
sizlerden ayrılmışlar.
Gidip, müslümanlarla
anlaşmaya varmışlar.
Rehine isterlerse
sizlerden bugün yarın,
Sözlerine inanıp, vermeyin
aman sakın.)
Kureyşliler dinleyip,
eylediler çok hayret.
Teşekkür eylediler
kendisine begayet.
Ertesi gün, Kureyş’in
komutanı, bu kere,
Şöyle haber gönderdi işbu
yahudilere:
(Zorlaştı bizim için artık
burada durmak.
Zira hayvanlarımız ölüyor
aç olarak.
Siz ve biz, bir hazırlık
yapalım da, bu gece,
Kuvvetli bir hücuma
geçelim beraberce.)
Lakin Beni Kureyza,
dediler ki cevaben:
(Biz, Cumartesi günü
çatışmayız esasen.
Birlikte savaşmamız için
de, yine bizzat,
Rehin vermelisiniz bizlere
bir çok zevat.
Zira siz, bu savaşta
mağlub olur iseniz,
Bizi yalnız bırakıp,
Mekke’ye gidersiniz.
Rehin bırakırsanız bir
takım insanları,
O zaman gitmezsiniz
bırakıp da onları.)
Kureyş komutanına ulaşınca
bu haber,
Düşündü ki: Nuaym'ın
doğruymuş sözü meğer.
Ve haber gönderdi ki
onlara, çok kızarak:
(Size, tek adam bile
vermem rehin olarak.
Yarın harp ederseniz
yanımızda, ne a’la,
Yoksa biz döneceğiz,
kalmayız daha fazla.)
Kureyş’ten bu haberi
alınca yahudiler,
(Nuaym'ın o sözleri doğru
imiş) dediler.
Ve gelen haberciye dediler
ki: (Söyle git.
Anlaşamayacağız sizinle
hiçbir vakit.)
Böylece korku düştü
kâfirlerin kalbine.
O zaman geldi Cibril
Allah’ın Habibine.
Bir müjde getirdi ve dedi:
(Ya Resulallah!
Kasırga gönderecek küffara
cenab-ı Hak.)
O Server çok sevinip, diz
üstü oturdu ve,
Mübarek ellerini uzattı
ileriye.
Dedi ki: (Ya ilahi,
Eshabıma ve bana,
Acıdın, bunun için
hamdediyorum sana.)
|