|
44 - REKANE
(Radıyallahü Anh)
Üç defa
yenmişti
Zaman-ı saadette, Rekane
adlı biri,
Vardı ki, müşrik olup
kuvvetliydi ve iri.
Kiminle güreşseydi,
yeniyordu muhakkak.
Çıkmazdı bir güreşte asla
yenik olarak.
Bir gün, koyunlarını
güdüyorken sahrada,
Sevgili Peygambere
rastladı o arada.
Kibirle seslendi ki Resule
ta uzaktan:
(Sen mi ayırıyorsun halkı
Lat ve Uzza'dan?)
Resulullah, az daha
yaklaşıp, sonra durdu.
Ve büyük bir vakarla,
(Evet, benim) buyurdu.
O yine gururlanıp dedi ki:
(Beni dinle.
Gel öyleyse, şurada
güreşelim seninle.
Bakalım ki hangimiz
hangimizi yenecek?
Hangimizin tanrısı ona
yardım edecek?)
O Server (Peki)
deyip, Rekane'yi tuttu ve,
Havaya kaldırarak, anında
vurdu yere.
Şaşırmıştı Rekane,
güçlükle kalktı yerden.
Dedi ki: (Bu olmadı,
güreşelim yeniden.)
O server (Olur)
deyip, onu yine tutarak,
Bir daha yere vurdu havaya
kaldırarak.
O, şaşkın vaziyette baktı
Resulullaha.
Dedi: (Bu da olmadı,
güreşelim bir daha.)
Peygamber Efendimiz, yine
kabul buyurdu.
Rekane’yi kaldırıp, bir
daha yere vurdu.
Rekane perişandı, dedi ki:
(Ya Muhammed!
Mabudun yardım etti, sen
galip geldin, evet.
Lakin ne diyeceksin
gidince şimdi halka?)
Buyurdu: (Doğrusunu
diyeceğim mutlaka.)
Dedi: (Mümkün olmaz mı
hakikati demesen.
Zira mahcub olurum,
yendiğini söylersen.)
O Server buyurdu ki:
(Ama ben Peygamberim.
Bende yalan söz olmaz,
ben, hep doğru söylerim.)
Rekane çok şaşırıp, dedi
ki: (Ya Muhammed!
Peygamberlik gücünle sen
beni yendin elbet.
Sana ben, şu sürümden
vereyim otuz koyun.
Bana galip gelmenin
mükafatı bu olsun.)
(Koyunu ne yapayım?)
buyurunca o Server,
(Peki, ne istiyorsun?)
diye sordu bu sefer.
Buyurdu: (İman et ki
herşeyden daha önce,
Ebedi Cehennemden
kurtulasın böylece.)
Dedi ki: (Bunun için
mucize göster bana.)
O Server, gidiverdi bir
ağacın yanına,
O esnada, ağaçtan ses
geldi: (Ya Muhammed!
Sen, Allah’ın kulu ve
Peygamberisin elbet.)
Rekane bunu görüp, imana
geldi hemen.
Kurtardı kendisini ebedi
Cehennemden.
|