|
40 - ÜMEYR BİN VEHEB
(Radıyallahü Anh)
İmanla
şereflendi
Umeyr ibni Veheb ki,
cahiliyet devrinde,
Düşman tarafındaydı meşhur
Bedir harbinde.
Bir oğlu esir olup, firar
etti kendisi.
Bu hususu, Safvan'la
konuştular ikisi.
Safvan dedi: (Ya Umeyr,
Bedir'den sonra, bana,
Yaşamanın bir tadı kalmadı
benden yana.)
Umeyr dedi: (Vallahi bu
sözün tam yerinde.
Oğlum hala esirdir
müslümanlar elinde.
Eğer borcum olmasa,
düşünmesem maişet,
Onun intikamını alırdım
gidip elbet.)
Safvan dedi: (Ya Umeyr,
maişet ve borcunu,
Üstüme alıyorum, hiç
düşünme sen bunu.
Bu hususta, yapacak bir
şeyin varsa şayet,
Hiç durma, Medine’ye şimdi
eyle hareket.)
Umeyr memnun olmuştu,
kalktı hemen yerinden.
Dedi: (Kurtulamazlar artık
benim elimden.)
Kılıcını çıkarıp,
zehirledi iyice.
Eteğinin altına
yerleştirdi gizlice.
Daha sonra, pür hiddet
devesine binerek,
Ulaştı Medine'ye halini
gizleyerek.
Tam mescidin önünde,
inerken devesinden,
Hazreti Ömer görüp,
yapıştı ensesinden.
Üstün firasetiyle
tanımıştı kendini.
Tahmin etti kötü bir
maksatla geldiğini.
Hazret-i Ömer ile, diğer
Eshab-ı güzin,
Çıkardılar Umeyr’i
huzuruna Resul'ün.
Ona sual etti ki şanı
büyük Peygamber:
(Mekke’den Medine’ye niçin
geldin ya Umeyr?)
Dedi ki: (Ya Muhammed,
geldim, rica edeyim.
Oğlumu bağışlarsan, alıp
geri gideyim.)
Buyurdu: (Eteğinin
altında gizlediğin,
O zehirli kılıcı, ne
maksatla getirdin?
Sonra sen, Safvan ile
Mekke’de, bir odada,
Nasıl anlaşmıştınız, beyan
eyle onu da.)
Umeyr çok şaşırmıştı,
başını eğdi öne.
Bir şeyler oluyordu o
sırada kalbine.
Neler konuştularsa
Safvan’la, teker teker,
Bütün tafsilatıyla
söyleyince o Server,
Mahcubiyet içinde değişti
benzi birden,
Dedi: (Hak Peygambersin,
iman ettim şimdi ben.
Zira işitmemişti kimse bu
şartımızı.
Hak teâlâ bildirdi sana bu
sırrımızı.)
Kelime-i şehadet getirerek
o anda,
Müslüman oluverdi Resul'ün
huzurunda.
|