|
40 - SA'D BİN MUAZ
(Radıyallahü Anh)
Resulullah
taşıdı
Sa'd ibni Muaz’ın,
yahudiler hakkında,
Kararı makbul oldu Hak
teâlâ katında.
Ve hemen çadırına
götürüldü oradan.
Yarası, birdenbire
ağırlaştı sonradan.
Peygamber Efendimiz, geldi
ziyaretine.
Kucaklayıp, duada bulundu
kendisine.
El açıp buyurdu ki: (Ya
Rabbi, bu kulun Sa'd,
Sırf senin rızan için
düşmanla etti cihad.
O, senin Resulü'nü sevdi
ve etti iman.
Sen de ona şu vakit,
kolaylık eyle ihsan.)
Muaz, fısıltı ile dedi:
(Ya Resulallah!
Malım, canım, herşeyim
fedadır sana Vallah.
Şehadet ederim ki, sen
Hakkın Resulü'sün,
Ve bir kimse yoktur ki,
olsun o senden üstün.)
Peşinden, hastalığı
ağırlaştı o gece.
O gün başka bir eve
götürüldü hemence.
Bir iki saat sonra, Cibril
aleyhisselam,
Resul'ün huzuruna geldi ve
verdi selam.
Dedi ki: (Eshabından,
vefat eden kim acep?
Melekler, birbirine bunu
müjdeliyor hep.)
Resulullah, Eshaptan
birkaçını aldı ve,
Gitti İbni Muaz’ın
bulunduğu o eve.
Hızlı gittiklerinden,
yoruldu Eshap biraz.
Bunu Resulullaha eyleyince
sonra arz,
Buyurdu: (Hanzala'nın
namazında, melekler,
Nasıl o gün oraya, bizden
önce geldiler,
Sa'dın namazında da vaki
olur böylece.
Yetişemeyeceğiz onlardan
daha önce.)
Nihayet Resulullah vardı
Sa'dın yanına.
Gördü ki, İbni Muaz
kavuşmuş Allah’ına.
Başucunda oturup,
buyurdular ki: (Ya Sa'd!
Rabbimiz versin sana en
hayırlı mükafat.
Sen elbet reislerin en
iyileri idin.
Sen, Allah’a söz verip,
tam yerine getirdin.)
Onun vefatı ile,
Resulullah ve Eshap,
Gözyaşiyle ağlayıp,
duydular çok ızdırap.
Gelmişti cümle Eshap onun
cenazesine.
Namazını o Server kıldırdı
onun yine.
Hatta cenazesini, yine
Fahr-i kainat,
Eshabiyle birlikte taşıdı
kendi bizzat.
Eshap arz ettiler ki: (Ya
Resulallah, şu an,
Bir cenaze görmedik böyle
kolay taşınan.)
Buyurdu: (Ey Eshabım,
onu taşımak için,
Melekler indi gökten,
sayıları yetmiş bin.)
Cenazesi, kabrine
indirilirken de hem,
Mezarının başında oturdu
Fahr-i âlem.
Mübarek sakalını tutarak
çok üzüldü.
Ağlayıp, gözlerinden
gözyaşları süzüldü.
|