|
40 - SA'D BİN MUAZ
(Radıyallahü Anh)
Yeter ki siz
emredin
Resulullah Bedir'de,
Muhacirlerden sonra,
(Fikriniz nedir?)
diye sual etti Ensar’a.
Sa'd bin Muaz kalkıp,
dedi: (Ya Resulallah!
Allah ve Resulü'ne iman
ettik biz Vallah.
Elbet hak ve doğrudur her
getirdiğin senin.
İtaat hususunda söz verdik
sana kesin.
Bizler, o sözümüzden asla
geri dönmeyiz.
Her nereye gidersen, biz
dahi emrindeyiz.
Başımız üzerinde tutarız
her emrini.
Yeter ki bildir bize, ne
ise dileğini.
Denize dalsan bile, biz de
hemen dalarız.
Hiçbirimiz, bir adım
bundan geri kalmayız.
Hatır-ı şerifinde ne
varsa, bize emret.
Tutarız can ve başla,
etmeyiz muhalefet.
Bizim bir tek gayemiz,
seni sevindirmektir.
Böylelikle rızana ve
sevgine ermektir.)
Bu söze katıldılar hepsi
can-ü gönülden.
Uğrunda can vermeye söz
verdiler o günden.
Resulullah buyurdu: (Ey
Eshabım, gün bu gün.
Allah’ın lütfu ile, şad
olarak yürüyün.
Zira ben, müşriklerin, o
savaş meydanında,
Ölecekleri yeri görüyorum
şu anda.)
Müminler bu müjdeyi,
Hakkın Sevgilisinden,
Alınca, bir aşk ile
yürüdüler izinden.
Hendek harbinde dahi, yine
aynı şekilde,
Savaş devam ederdi bütün
şiddeti ile.
Oklar uçuşuyordu havada
vınlayarak,
Taraflar arasında, vardı
yine büyük fark.
Düşmanlar onbin kişi,
Eshap üçbin idiler.
Ayrıca, anlaşmayı bozarak
yahudiler,
Kureyş müşrikleriyle
ittifak eyleyince,
Müminler, çok sıkışık hale
düştü bir nice.
Resulullah, Eshaba buyurdu
o gün hemen:
(Allahü teâlâya yemin
ederim ki ben,
Bu karşılaştığımız
sıkıntılar bitecek.
Cenab-ı Hak, zaferi, bize
nasib edecek.)
Resulden bu müjdeyi alınca
mücahidler,
Hepsi, küffara karşı bir
arslan kesildiler.
Sa'd bin Muaz dahi, çok
güzel çarpışırken,
Bir müşrikin okuyla,
yaralanmıştı birden.
Ok, atar damarına tam
etmişti isabet.
Kan kaybı sebebiyle, ciddi
idi vaziyet.
Dedi ki: (Ya ilahi, harp
sürecekse hala,
Bana ömür ihsan et,
savaşayım küffarla.
Yok eğer bitecekse bu
savaş ya ilahi,
Şehidlik rütbesini ihsan
et bana dahi.
Şu Beni Kureyza'nın
akıbetini, bizzat,
Şu dünyada görmeden,
ruhumu alma fakat.)
|