|
33 - ÜMMÜ HANİ
(Radıyallahü Anha)
Hiçbiri
gözümde yok!
Resulullah, gördüğü her
kavme, kabileye,
Varıp bildiriyordu (Hak
mabud birdir) diye.
Ve lakin hiçbir kimse
imana gelmiyordu.
Himaye ve yardıma, kimse
yanaşmıyordu.
Ayrıca yaparlardı türlü
zulüm, işkence.
Böyle sıkıntılarla geçerdi
gün ve gece.
Her nereye gitseydi,
görüyordu eziyet.
Kime ne söyleseydi,
işitirdi hakaret.
Zeyd bin Harise ile,
islamın tebliğine,
Taif'e gittiyse de,
hakaret gördü yine.
O alçak Taif'liler, Onu
yuhaladılar.
Gençleri toplayarak, hatta
taşa tuttular.
Mübarek bacakları incinip
yaralandı.
Zeyd’in başı yarılıp,
kanlar içinde kaldı.
Kalbi çok incinmişti o gün
Taif ehline.
Üzgün ve yorgun halde,
Mekke'ye döndü yine.
Her yeri düşman idi lakin
Mekke şehrinin.
Gidecek bir yer yoktu o
gece Resul için.
Doğruca, amcasının kızı
Ümmü Hani’ye,
Gidip çaldı kapıyı, ses
geldi (Kim o?) diye.
Dışardan seslendi ki:
(Amcan oğlu Muhammed,
Misafir geldim sana, kabul
edersen şayet.)
O, kapıyı açarak, dedi ki:
(Senin gibi,
Şerefli misafire can feda
elbette ki.
İnşallah hayır vardır,
böyle geldin geceden.
Keşke geleceğini
bildirseydin önceden.
Bir şeyler hazırlardım ona
göre yiyecek.
Ne yazık yok bir şeyim
şimdi ikram edecek.)
Allah’ın Sevgilisi teşrif
etti içeri,
Buyurdu ki: (İstemem bu
dediğin şeyleri.
Hiçbiri gözümde yok,
Rabbim görür, işitir.
Ona ibadet için, bir yer
bana yetişir.)
Ümmü Hani, Resule (Peki)
dedi ve hemen,
Getirip arz eyledi Ona
ibrik ve leğen.
Daha sonra düşündü: Bunun
düşmanları var.
Ve hatta kendisini
öldürmek istiyorlar.
O halde şerefimi muhafaza
edeyim.
Onu, sabaha kadar koruyup
gözeteyim.
Alarak babasının kılıcını
anında,
Dolaşmaya başladı evinin
etrafında.
Allah’ın Sevgilisi, o gün
çok incinmişti.
Kâfirlerden çok azar,
hakaret işitmişti.
Abdest alıp, başladı
Rabbine yalvarmaya,
Mübarek gözlerinden
başladı yaş akmaya.
Ve kulların imana gelmesi
için dahi,
Dua edip, Rabbine yalvardı
bizatihi.
Lakin yorgun, üzgün ve çok
açtı geldiğinde.
Hemen uyuyuverdi hasırın
üzerinde.
|