ŞİİRLERLE MENKIBELER

ESHÂB-I KİRAM

 

1.Cild

  Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

29 - SELMAN-I FARİSİ (Radıyallahü Anh)

Herkese şefaat edeceğim. Fakat eshabıma dil uzatanlara, onları kötüleyenlere hiç şefaat etmem. (Hadis-i şerif) 

 

Biz yolcuyuz

 

Selman-ı Farisi’nin bu dünyaya sevgisi,

Asla olmadığından, eskiydi elbisesi.

 

Medayin'de valiyken, bir yabancı gelmişti.

Onu böyle görünce, bir hamal zannetmişti.

 

Yanında, incir dolu çuvalı göstererek,

(Al şunu taşı!) dedi, hem de emir vererek.

 

Yüklendi o çuvalı, hiç itiraz etmeden.

Başladı taşımaya hiçbir şey söylemeden.

 

Görenler, o adama dediler: (Sen ne yaptın?

O, burada validir, herhalde tanımadın.)

 

Adam dedi: (Efendim, affedin bendenizi.

Yabancı olduğumdan tanımadım hiç sizi.)

 

Lakin o, çuvalını indirmedi sırtından.

Götürdü eve kadar o adamın ardından.

 

Bu zat buyuruyor ki: (Üç şey beni ağlatır.

Biri, Resulullahın vefat ayrılığıdır.

 

Mahşerde halim acep nasıldır, bilmiyorum.

Bunu bilmediğimden, devamlı ağlıyorum.

 

Bilmiyorum hesaptan sonra olan halimi.

Cennete mi giderim, yoksa Cehenneme mi?)

 

Dünyaya zerre kadar rağbet göstermiyordu.

Yoruluncaya kadar ibadet ediyordu.

 

Birazcık dinlenince, derdi kendi kendine:

(Dinlendin, yeter artık, başla ibadetine.)

 

Geceleri, evinde ibadet yapardı hep.

Allah ve Resulü'nden ederdi haya, edep.

 

Öyle dalmış idi ki Resul'ün sevgisine,

Hiç tatlı gelmiyordu başka şey kendisine.

 

Kinde kabilesinden bir kızla evlenmişti.

Evlendiği hanımın hanesine gelmişti.

 

Baktı ki duvarlarda türlü ziynet ve süsler.

Dedi: (Ancak Kâbe’ye yakışır bu ziynetler.)

 

Daha sonra gördü ki, evinde çok eşya var.

Hanımına sordu ki: (Kimindir bu eşyalar?)

 

(Bize ait) deyince, dedi: (Yolculuktayız.

Yolcuya lazım olan kadar olsun malımız.)

 

Sonra kalktı namaza, çok ibadet eyledi.

Ağlayıp, gözyaşıyla Rabbine dua etti.

 

Bir Cuma günü idi, valiyken Medayin'de,

Hutbe okuyor idi o Cuma minberinde.

 

Selman-ı Farisi’nin sırtındaki hırkası,

Eski olup, var idi hem de iki yaması.

 

Sonra maaş verildi beytülmaldan kendine.

Dağıtırdı hepsini halkın fakirlerine.

 

Tavanı bulunmayan bir evde yaşıyordu.

Bir yöne güneş gelse, gölgeye kaçıyordu.

 

Bu büyük sahabinin hürmetine ilahi!

Yüksek şefaatine kavuştur bizi dahi.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan