|
29 - SELMAN-I FARİSİ
(Radıyallahü Anh)
Hendek gazası
Nadiroğullarını, Allah’ın
Sevgilisi,
Medine'den kovunca, çıkıp
gitti cümlesi.
Fitne fesat kaynağı olan
bu yahudiler,
Kimi Şam'a, kimi de
Hayber'e yerleştiler.
Lakin o hainlerin,
Resulullaha olan,
Kin ve düşmanlıkları
çoğaldı hiç durmadan.
Başları olan Huyey,
on-onbeş kimse ile,
Mekke'ye gitti hemen,
intikam gayesiyle.
Gidip, Ebu Süfyan'la
konuştular bu işi.
Resul'ü kastederek dediler
ki: (Bu kişi,
Hem sizin, hem de bizim
düşmanımızdır şu an.
Öyleyse vücudunu
kaldıralım ortadan.
Bizler, sonuna kadar sizin
yanınızdayız.
Ve asla yanınızdan bir
adım ayrılmayız.)
Ebu Süfyan dedi ki:
(Hemfikiriz ve lakin,
Biz nasıl güveniriz
sizlere bu iş için?
Bizim putlarımıza
taparsanız eğer ki,
Doğru dediğinizi anlarız
biz de belki.)
O böyle söyleyince,
yahudiler bu kere,
Putlara secde edip,
kapandılar yerlere.
Kitaplı kâfir iken onların
herbirisi,
Dinlerini terk edip,
kitapsız oldu hepsi.
Mekkeli müşriklerle, o
hain yahudiler,
İslamı yıkmak için, o gün
yemin ettiler.
Ve harp hazırlığına
başladılar hemence.
Komşu kabilelere adamlar
gitti önce.
Onlara, çok para ve
dünyalık vadederek,
Harbe teşvik ettiler
nutuklar söyleyerek.
Ve Mekke civarında, hemen
dörtbin kişilik,
Bir kuvvet çıkıverdi
ortaya hemencecik.
İltihak da olunca birçok
kabilelerden,
Müşriklerin sayısı onbine
çıktı hemen.
Resulullah, toplayıp
Sahabe-i güzini,
Haber verdi küffarın
savaşa geldiğini.
Ve onlara sorarak,
buyurdu: (Ey Eshabım!
Ne dersiniz, bu harbi biz
nerede yapalım?)
Eshabın ekserisi dediler
ki cevaben:
(Burada cenk edelim,
çıkmayalım bu yerden.)
Selman-ı Farisi de söz
alarak o anda,
Dedi: (Ya Resulallah,
bizim Acemistanda,
Bir baskın ihtimali olunca
düşmanların,
Büyük hendek kazarlar
etrafına oranın.)
Resulullah ve Eshap, bu
fikri beğendiler.
Bu tarzda çarpışmaya
derhal karar verdiler.
Resul'ün emri ile
Sahabenin her biri,
Kazmaya başladılar acilen
hendekleri.
Ve hatta bu iş için, civar
kabilelerden,
Kazma kürek ve külünk
aldılar gidip hemen.
|