|
29 - SELMAN-I FARİSİ
(Radıyallahü Anh)
Kölelikten
kurtuldu
Hem Selman-i Farisi
anlatır ki kendisi:
Bir gün, beni sorarak
arıyordu birisi.
Diyordu: (Kırk ukiyye
altını, sahibine,
Verip de kavuşacak, kimdir
hürriyetine?)
Baktım, pek tanıdığım
kimselerden değildi.
Bana, yumurta kadar bir
altın verip gitti.
Alarak o altın'ı o
kimsenin elinden,
Allah’ın Resulü'nün yanına
koştum hemen.
Dedim: (Ya Resulallah, bu
altın hafif biraz.
Onun istediğinden,
zannederim daha az.)
Allah’ın Sevgilisi, aldı
onu eline.
Sürüverdi mübarek dilinin
üzerine.
Buyurdu ki: (Al şimdi,
yahudiye götür ver.
Zannederim bu altın,
borcunu eda eder.)
Götürüp verdiğimde, yahudi
tarttı onu.
Gördü istediğinden hem
ağır olduğunu.
Resul-i müctebanın bu
mucizesi ile,
Kendimi, kölelikten
kurtardım böylelikle.
Vakta ki kölelikten azad
etti kendini.
Sepet örüp satmakla
sağlardı geçimini.
Kârının bir kısmıyla kendi
geçiniyordu.
Kalanı, fakirlere hediye
ediyordu.
Çok ibadet ederdi gece
karanlığında.
İbadetsiz gecesi, geçmedi
hayatında.
Bazı gece, Resul'ün
huzuruna giderek,
Sohbet ediyorlardı baş
başa, sabaha dek.
Öyle dalmış idi ki
Resul'ün sevgisine,
Hiç tatlı gelmiyordu başka
şey kendisine.
Tamamen ahirete çevirmişti
gönlünü.
Rabbine ibadetle geçirdi
bir ömrünü.
Dünyaya, zerre kadar
vermezdi ehemmiyet.
Zira onun gözünde, var idi
sırf ahiret.
İmana kavuşunca, Eshab-ı
soffa denen,
Ehl-i ilim zatlardan biri
oldu o hemen.
|