|
29 - SELMAN-I FARİSİ
(Radıyallahü Anh)
İşte ilk
alamet
Beni, bir yahudiye satınca
o kimseler,
Gördüm çok o diyarda
hurmalık ve bahçeler.
Lakin ben, o beldeye
edemedim muhabbet.
O yahudi kimseye, hizmet
ettim bir müddet.
Sonra o, sattı beni başka
bir yahudiye.
O dahi beni alıp, getirdi
Medine’ye.
Bu yeri görür görmez, çok
ısındım, pek sevdim.
Sanki ben, bu beldeyi önce
görmüş gibiydim.
Dedim: İşte burası hurması
bol olan yer.
O Peygamber, herhalde bu
yere teşrif eder.
Geçiyordu günlerim artık
hep Medine’de.
Bağ bahçe işlerini
yapıyordum bu yerde.
Lakin ben, teşrifini
beklerdim bir kişinin.
Sabırsızlanıyordum Ona
kavuşmak için.
Bir gün, o yahudinin
bahçesinin birinde,
Hurma topluyor idim, bir
ağaç üzerinde.
Altta, efendim ile, yavaş
sesle, bir kişi,
Birşeyler konuştular,
merak ettim bu işi.
Kulak verip dinledim,
diyordu ki: (Mekke'den,
Kuba'ya biri geldi, geçen
sabah erkenden.
Peygamber olduğunu ediyor
halka izhar.
Evs ve Hazrecliler de Ona
inanıyorlar.)
Ben bu sözü duyunca,
kendimden geçtim o an.
Ve hatta sevincimden,
düşecektim ağaçtan.
Hemen indim aşağı, dedim
ki o kimseye:
(Ne diyorsun, kim gelmiş,
ne diyormuş herkese?)
Sahibim sinirlenip ve bir
tokat vurarak,
Dedi: (Ne yapacaksın, sen
kendi işine bak!)
O gün akşam olunca, bir
miktar hurma aldım.
Arayıp, o Resul'ün
huzurlarına vardım.
Görünce ilk olarak
cemalini nurunu,
Tahmin ettim beklenen
Peygamber olduğunu.
İkram etmek üzere, aldığım
hurmaları,
Ona takdim ederken, arz
eyledim şunları:
(Bu hurma sadakadır,
lütfen kabul ediniz.
Fakirlerle birlikte,
afiyetle yiyiniz.)
Eshabını çağırıp, buyurdu:
(Yiyin bundan.)
Ve lakin hiç yemedi
kendisi o hurmadan.
Dedim ki, ilk alamet, işte
bu olsa gerek,
Zira kabul etmedi sadakayı
mübarek.
Teşrif ettiklerinde Medine
beldesine,
Az hurma daha alıp, huzura
vardım yine.
Hurmaları çıkarıp, Ona
takdim eyledim.
Dedim ki: (Bu hurmalar,
hediyedir efendim.)
Çağırdı Sahabeyi huzuruna
bu sefer.
Baktım, yedi kendi de
Eshabiyle beraber.
Dedim ki, işte budur o
ikinci alamet.
Bir işaret kaldı ki, o da,
(Mühr-ü Nübüvvet.)
|