|
29 - SELMAN-I FARİSİ
(Radıyallahü Anh)
Babası mecusi
idi
Gün geçtikçe, islamın nuru
yayılıyordu.
Resul'ün sevgisiyle,
kalpler parıldıyordu.
Onun hasreti ile bekleşen
susamış halk,
Bir arayış içinde
Medine’ye koşarak,
Huzur buluyorlardı
görmekle Onu bir an.
Şerefleniyorlardı etmekle
Ona iman.
Bunlardan birisi de,
Selman-ı Farisi’ydi.
Bu zatın annesi ve babası
mecusiydi.
Bu mübarek sahabi,
doğmuştu İsfehan’da.
İkiyüz elli sene ömür
sürdü dünyada.
Ehl-i beytten sayılan bu
büyük mübarek zat,
Hayatını, şöylece anlatır
kendi bizzat:
Doğdum ben İsfehan'ın Cey
denen bir köyünde.
Ve en zengin insanı,
babamdı o köyün de.
Bir hayli fazla idi
arazimiz, malımız.
Çoktu bundan ötürü köyde
itibarımız.
Ben, babamın tek oğlu idim
ki, bundan sebep,
Kız gibi yetiştirdi ev
içinde beni hep.
Kendi mecusi olup, ateşe
tapınırdı.
Bu dinin icabını, bize de
yaptırırdı.
Malik olduğu için çok
bahçe ve bağlara,
Beni de bir gün alıp,
götürdü oralara.
Dedi ki: (Ey evladım, gez
şu bağı, bostanı.
Benden sonra senindir,
mallarını gör, tanı.)
(Peki) deyip, giderken
birgün o araziye,
Rastladım yol üstünde olan
bir kiliseye.
İnsanlar, içeride
yapıyordu ibadet.
Böyle şeyi, ilk defa
görünce ettim hayret.
Zira bizim dinimiz, buna
benzemiyordu.
O anda kalbimde bir
tereddüt hasıl oldu.
Bizim ibadetimiz,
tapınmaktı ateşe.
Bir türlü ermiyordu zaten
aklım bu işe.
Görünce kilisede ibadet
edenleri,
Düşündüm ki; Bunların,
daha doğru dinleri.
Tarla ve bahçemizi
gezmekten vazgeçerek,
Seyrettim hep onları,
sabahtan akşama dek.
Sonra, yaşlı birine sual
ettim; (Hey, baba!
Bu dinin asıl yeri
nerededir acaba?)
O, (Şam'dadır) deyince,
yine sual ettim ki:
(Şam'a gitsem, beni de
kabul ederler mi ki?)
O zat (Evet) deyince,
sordum ki ben bu sefer:
(Var mıdır sizden Şam'a
gidecek bir kimseler?)
(Yakında olabilir) deyince
bana o zat,
Çok sevindim ve lakin
ilerlemişti saat.
Karanlık basmış idi,
korkarak eve vardım.
Babam hemen sordu ki:
(Neredesin evladım?
Vaktinde gelmeyince,
kaldık hayli merakta.
Aramadığımız yer kalmadı
köyde hatta.)
|